Başlangıç
Yalnız..
Yazar KrizanteM | Salı, 29 Temmuz 2008

Yitiriyorum bazen
sabır sandığım ümitleri..
Vakti çoktan geçmiş,
hangi yöne salsam bilemedim;
bahenesizim..
Kuytu karanlıklarımla bezenmiş
bir avuç yalnızlık örülü
tüm tercih sıralarında,
kendime rastlamamaktan yoruldum.
Tamamım sitemlerle örülü şimdilerde..
Sanki bütün o şarkılar benim için yazılmış,
boşa kürek sallayan vicdanından haberim yok yine..
Telefon desem, aramak istediğim kişiye
ulaşamıyorum ne zamandır..
Suçluyum aslında,
küfretmem lazımdı..

Bir avuç gece altı üstü,
'seni seviyorum'suz,
yorumsuz..
Kör savruluşları saklıyorum içine.
Öyle bakma,
eğilip parçalarını toplamadığın,
tüm kelimelerin üzerine,
içilen soğuk biraları sevmiştim ben..
İçmesem de dünya dönüyor oysa,
ama içince de başım..
Anlaşılmayınca,
bir anlamı kalmayınca,
dibine de vursan,
çekip kendini de vursan manasız zaten..
 
Elimde Değil..
Yazar KrizanteM | Pazartesi, 30 Haziran 2008

Yaşadığım kentten uzak, küçük bir sahil kasabasında, balkonda sabah kahvemi içerken, bir şeyler eski günleri hatırlatıyor..Her yerde bir şeyler eski günleri hatırlatıyor zaten.. Aslında bambaşka şeyler düşünüyorum ama sana yazıyorum ne tuhaf.. İnsan bazen olmadık zamanlarda, olmadık hayallerin peşine takılırken, "bu yanlışı daha önce de yapmıştım" cümlesine fazlasıyla aşina bir halde kendi için doğru olanı seçerse, bir başkasının hayatını alt üst edebileceğini hesaba katamıyor. Bu cümle sana tanıdık geldi mi? Yıllar önce, yine bu sahil kasabasında, sabaha karşı elimi tutarken, o yıldızlar oradaydı, hayallerimizde.. Yıllar sonra, "kendi" hayallerin sana mutluluk getirdi mi bilmiyorum ama ben o zamanın umutlarıyla yaşlanıp duruyorum hala.. Ne değişti, neden değişti bilmiyorum hala.. "Yoldan geçenler varda, her akşam gelenler nerde" diye soramıyorum hala..

Belli belirsiz bir ses geliyor kulaklarıma, sancı gibi, tavan arasına atılan anılarımız gibi, gidişim gibi, gitme diyemeyişin gibi.. Mevsimsiz yağmurlarla, nerden geldiği bilinmez bir rüzgarlarla ve zamansız dokunuşlarla sızlayan bir yarasın işte alt tarafı.. Alt tarafı ömrümden ömür çalmışsın, alt tarafı kalbim durmuş işte..
 
Euro 2008 Atv Uydu Şifresi
Yazar KrizanteM | Salı, 17 Haziran 2008


Bildiğiniz gibi Euro 2008 maçlarını Türkiye içinde sadece Atv ve Lig tv veriyor. Uluslararası sözleşmeler gereğince, Atv maçları şifreli olarak yayınladığı için maçları uydu alıcısıyla izlemek mümkün olmuyor. Maçları izlemek için 3 yöntem var: Birincisi Digitürk alıp maçları Lig tv den izlemek.İkincisi maçları normal antenlerle direkt izlemek. Üçüncüsü ise maçları uydu alıcısıyla izlemek için şifre girmek.

Ben size uydu alıcılarına genel olarak girilecek şifreyi aktarıcam. Böylece uydu alıcınız ile Euro 2008 maçlarını şifresiz olarak Atv den izleyebileceksiniz. Uydu alıcılarına girilmesi gereken şifreleri yazının devamında bulabilirsiniz..:

1. Uydu alıcınızın BISS şifre çözebilme özelliğine sahip olması gerekmektedir. Uydu alıcınızın menüsünde ‘CAS’, ‘Key Girişi’, ‘CAS System’, ‘CAS Keys’ veya benzer bir isimle yer alan KEY girişi menüsüne gelin. Açılacak menüde yer alan şifreleme tiplerinden (Şifre Tipi, Cas Type vb.) Biss olanını seçin.

2. Açılacak menüde yer alan talimatları uygulayarak aşağıdaki değerleri girin. ATV için: Biss ID: 0×1FFF (eğer 6 haneli ise 0×001FFF),Key Değeri: 1000000000000000 (eğer 12 hane varsa 10000000000000)

3. Şifreyi kaydedip menüden çıkın, uydu alıcınızı kapatıp açın.
 
Gülüşümü Bıraktım..
Yazar KrizanteM | Pazar, 11 Mayıs 2008

"Soğuk bir Ekim gecesinde,
bir yürek üşüdü..
Kapattı kapılarını..
Artık açması da zor,
tedavisi de zor.."

Ben sana en güzel gülüşümü bıraktım, ıssız, kelimesiz.. Çocuktuk belki, belki yeşermemişti aklım.. Eskitilmemiş bir hikaye bu, benim hafızamda ve hala.. Birbirimize aslı astarı olan sözler veremedik belki, astarı yüzünden pahalıydı belki, kimbilir.. Şimdi buradayım, başım ellerimin arasında yine, çarpıp parçalayacak duvar bulamamışken hala, “şimdi şu kapıdan girse..” diye sayıkladığım geceleri düşünüyorum.. Ne çok bekledim seni ve sen ne çok gelmedin.. Uzun yürüyüşler yapıyordum o zamanlar.. Sen kimbilir nerelerdeyken, karşıma çıkan her insana, “onu gördünüz mü?” diye soramıyordum bile.. Yaslandığım duraklara yazarken adını, her hecesinde düşüşlerim, yine de her hecesine yeniden sevdalanmalarım.. Yaşamadan bitmiyor  körolasıca..

Her bahar ısrarla pişman oluşum bu yüzden, bu yüzden eski gülüşlerimi bulamayışım, bu yüzden bu yaralar bereler.. Güvensizliğim, sebepsizliğim, sevemeyişim bu yüzden..
 
Kendi kendime..
Yazar KrizanteM | Cuma, 02 Mayıs 2008

Bazen biliyorum, hayat çok zor..
Zamanı gelmiş dediler.. Nedenleri topladığım, ne yapsam başa çıkamadığım zamanların sonu.. Ben koynumda sabırları suladım, kelimeleri kustum, sustum bazen.. Olmadı, yapamadım.. Bu oyunun sonu yalnızlık.. Kaderim misin, kadersizliğime sebep misin, kimsin! Dağıttım tereddütleri, yığılmış pişmanlıkların ardında, gizlenmesi mümkün olmayan, boşvermişliğimle kimsesizim. Dibe vursada aşk, kaldıran yok.. Sana göre haber değeri taşımıyor sitemlerim, bana göre ise yüzkarası çaresizliklerim.. Hepsi burda, hepsi ortada.. Keyfine diyecek lafım yok, bal şeker olsun, afiyet olsun, hatta üstü kalsın.. Sana bağırırken, sözlerim sert bir kayaya çarpıp, iki misli ağırlıkla bana geri dönüyor, bu daha da ağır oluyor biliyor musun, o yüzden susuyorum.. Gerçi bunun da bir faydasını görmüyorum, yuvarlananıp yaşıyorum kendi kendime işte.. Bu “kendi kendime” ile insan kendisini nasıl hisseder biliyor musun? Kendimi nasıl hissettiğimi biliyor musun, nasıl kötü hissettiğimi.. Bir adet “neyin var” sorusundan daha yaratıcı olamamanın, anlamamanın, anlamaya bile vakit bulamamanın, geçmişin, geleceğin, herşeyin canı cehenneme..
 
Ya Sonra?
Yazar KrizanteM | Perşembe, 17 Nisan 2008

“Biliyorum artık çok zor, kuracak yeni bir hikayem yok..” diyor bir şarkı, sessiz sessiz.. İçine düşüyorum, çırpınıyorum, çıkamıyorum.. Heyhat! Bu kadar mı kaybetmişim nefes almaya çalışırken.. Körelen hayalleri, artık ne yaparsam yapayım başa çıkamadığım şarkıları, gerçekleri, gerçek sandıklarımı, geçmişi, gelemeyeni, hepsini bir çırpıda ateşe vermeme ne kaldı ki.. İşte en çok korktuğum soru cümlesi, YA SONRA? Sonralarıma kısılı, ayak seslerinden, sessizlikten belkide tereddüt vakitlerim.. “Zaman herşeyin ilacı” dediğim dünyaya küsüşlerimde, payıma düşen, düşlerle gerçek arasında bırakıldığım oyalanan umutlarda, anlıyor insan; aslında ne yaparsan yap, “sağım yalan, solum yalan, giden yalan, dönen yalan..” dır, söylediğin her şarkının nakaratı.. O zaman da “sonran” umrunda değildir, “öncelerin” ise canı cehennemedir her daim..Başkalarından çok kendimi düşünmeyi beceremedim. Biraz hayale dalayım dedim, izin vermediler..
Artık yakalayıp, kendime çevirebileceğim, bir noktası kalmadı hayatın.. En çok sevdiğim sigara bile, öksürük yapıyor şimdilerde.. Neye elimi atsam, koskoca bir bahtsızlık avuçlarımda, taşıyamadığım.. Kimin kanunu ki bunlar, kim yazmış, kime sormuş diyorum bazen..

Kendi hayatımda, figüran rolünü üzerime aldıracak bir lüksü bahşetmezken kimseye, bu filmi daha önce görmüştüm aslında, çok kere..
 
Doğum Günümde..
Yazar KrizanteM | Pazar, 30 Mart 2008

Bahar vakti doğmak güzeldir.. Bir Mart ayının sondan birinci günü, Nisan yağmurlarına hazır, bir telaş, bir heyecan ki sormayın.. Bu günlerde bir sonbahar çocuğu kıvamında hüzünleri üzerime üzerime çekmek nerden gelir aklıma bilmem. Bahar bahar hüzünlenmek bir bana yazılmış sanırım. Belkide bir yaş daha yaşlanmamın yasını tutuyorumdur kimbilir.. Evet yaşlanıyorum, artık 27 yaşındayım ben. Eskiden 27 bana çok büyük bir yaşmış gibi gelirdi, şimdi yaşayınca anlıyorum, oysa daha yolun yarısında bile değilim. Hayatımı bile doğrudüzgün oturtamamışken, daha yapmadığım, yapmaktan kaçtığım, ve de yapamadığım ne çok şeyim var.. Aslında normal bir kız çocuğu bu yaşlara geldiğinde elinde avucunca birkaç şey olur, olmalı yahut.. Ama yok.. Napalım.. Olsun ister miydim, emin değilim hala.. Ben galiba böyle iyiyim.. Standartlar ölçüsünde, herkesin yaşadığı ya da yaşamak zorunda olduğu bir hayat sürmek istemiyorum ben. Annemi düşünüyorum, annem benim yaşımdayken ben 7 yaşındaymışım, kardeşim 2.. Yuh diyorum kendime ama yine de bildiğimden şaşmıyorum.. Sabit fikirliyim sanırım, ya da kendim için neyin doğru olduğunu çözebilmiş değilim. Tamam kabul ediyorum dengesizim..
 
Kırık - Dökük
Yazar KrizanteM | Cuma, 29 Şubat 2008

Boş bir varsayım,
umutsuzluğa rağmen,
sana rağmen bir umut içimdeki..
Kaybedilmiş günlerin tesellisi olur mu?
Tüm geçkaldığım oyunlarıma,
çocukluğuma mecbur bir tavırla,
direnmeye müptela sancıların,
tam ortasındayım;
öyle halsiz, öyle hadsiz..
Dinmeyen yürek fırtınalarına itafen,
yolların çıkmazına sürüklenen
bir aşk, bir serzeniş,
bir nerden geldiği bilinmez tükeniş..
Konuşunca diner sanıyorum,
en büyük yanılıyorum yine..


 
Anla artık..
Yazar KrizanteM | Çarşamba, 20 Şubat 2008

Biraz boş, biraz saçmasapan, çokça yalnız bir gece daha.. Nerden başlarsan başla, sonların hep kaçınılmaz olduğu, film gibi biraz hayat. Toparlamaya kalktığımda kendimi beceriksiz saymam, bana her daim ders olmamıştır mesela. Sayfayı çevirmekten hep korktum, o sayfaya uzun uzun bakıp düşünmeyi, marifet sayıyorum hala. Sanki herşey yoluna girecekmiş gibi, sanki tüm bunlar kendi kendime uydurduğum aptallıklarmış gibi. Aslında kabul etmenin yürek istediği bir yolun ortasındayım, ne yana baksam, bir adım daha atıp atmamanın hesabını yapıyorum. Bazen geri dönmek daha mantıklıdır diyorum, bazen hiçbir şey diyemiyorum, zaten çoğu kez de saçmalıyorum. Mesela bugün, içimde hiç umut yok. İçimde başka bir şey de yok, öyle bir boşluk işte, nedenleri çok, çaresi yok.. Yarın da günlerden soğuk mesela, içim şimdiden üşüyor.. Uzak şehirlerin, beni anlamadığı, anlamadan yargıladığı, sevgi nedir bilmeyen, öylesine bencil, öylesine vurdumduymaz, öylesine sağır dokunuşlarından sancılanıyor ömrüm.. ve ben “Bitsin artık” cümlelerini saklıyorum aklımda hala.. File çorap giymeyen doğrularım, bazı bencilliklerin üzerine çıkamadıysa, alıp başımı bu boşa geçen yıllara çarparım, çarpa çarpa büyürüm, büyüyünce unuturum..
 
Binbir Gece
Yazar KrizanteM | Perşembe, 31 Ocak 2008

“Binbir gece masalları” .. Bu hikayeyi ilk duyduğunda etkilenmeyenimiz yoktur heralde.. “Vay be” dediğimi dün gibi hatırlıyorum mesela ben.. Bu diziyi izlemeye karar verişimde, bu hikayenin etkisi çok büyüktür. Şimdilerde pişman olmaya başladım desem, büyük bir itirafta bulunmuş olurum. Mübarek her izlediğimde, bildiğim binbir tane küfürü ard arda sıralamama vesile olmaya başladı sevgili Şehrazat hanımefendi. “Yahu bu kadarı da olmaz” dedirten edalarını saçma sapan bulmaya başladım. Hoş reyting meselesi, o kadarını anlıyoruz. Onur ve Şehrezat bugün evlense dizinin bir albenisi kalmayacak gibi geliyordur senaristlerine. Öylesine seven, senin için herşeyi göze alan bir adama, sürekli abuk subuk tripler yaparsan, böyle bir sondan kurtulamazsın tabiki. Ahanda buyur, aldattı işte.. Kıymet bilememek böyle bir şey elbette.. Ama o Onur’a da kızıyorum ben, erkek milleti işte! İlla gidip başka bir kadınla... Tövbe tövbe.. Düzgün, sadık, seven bir erkeğin bu şekilde davranması çok ayıp oldu. Madem böyle bir durumdan rahatsızsın, başka şekilde göster efendim tepkini, illa aldatman mı gerekiyor! Hem madem seviyordun, başka bir kadına nasıl dokunabildin! Sen bile bu şekilde davrandıysan, yaf biz kime güveneceğiz! Haydi bakalım, çık şimdi işin içinden.. Ne dizi izleme zevkim kaldı ne de aşka güvenim, hoş bu ikincisiyle zaten savaş halindeyim ezelden beri ya neyse.. Ben de her zaman “ seven adam aldatmaz” ve “kadın, biraz erkeğinin gerisinde kalmalı” meselesi mevcuttur.. Erkek erkekliğini, kadın da kadınlığını bilecek.. Eskiden, kadınlar iş hayatına girmeden evvel, ne kadar mutluydu çiftler değil mi? Şimdi, senin paran, benim param kavgası yapmaktan, yahut kadınların “ben de çalışıyorum, senin benden ne üstünlüğün var” edalarından dolayı, eskisi kadar uzun sürmemeye başladı ilişkiler.. Eskiden kadınlar ezilirdi, şimdi kendilerini ezdirmemeleri güzel, güzel de, her şeyin bir ayarı vardır be kardeşim. Kızımız Şehrazat aldatılmayı haketti demiyorum, Onur iyi yaptı demiyorum; sadece Şehrazat biraz daha yapıcı olmayı deneseydi, işler bu hale gelmezdi demek istiyorum. Şimdi konu diziden açıldı diye bu şahışları örnek veriyorum, yoksa dünyada milyonlarca örneği vardır bunların, bu yüzden sözlerimi genele söylüyorum. Hoş kadınlar yapıcı davransa da, erkeğin içinde olduktan sonra, yapacağını her zaman yapar ama yine söylüyorum, “seven adam asla aldatmaz”.. Çünkü hem kaybetmeyi göze alamaz, hem de istese de başka kadına dokunamaz..
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 97