Başlangıç
. . b u g ü n
Yazar KrizanteM | Cuma, 30 Temmuz 2010

Seyreliyor yüzümün nuru.
Yersiz yurtsuz kelimelere dökülmeyen,
aşktan daha kırmızı,
acıdan daha kara,
kendimden daha yoksun bir yoksulluk bu.
Gelmeyin üstüme, bensizim bugün..

"Düşmek" kelimesinin
yürekçe karşılığını düşünürken,
pişman kadehlere talip,
çocukluğuma hasret,
gecelerce bıkkın bir halde,
düşlerimden düştüm,
düşünmeden.
Ha dizim, ha sen...
Sensizim bugün...

Gelip geçmeyen esmelere müptela ben,
şarkılar yalan yine, caddeler ıssız,
yağmur desen gözyaşı kırmızısı yüzümde.
Hüzünlü kokusuna sessiz bakarken bu çerçevede;
pervazına yandığım,
başımı sana yaslasam... Beterim bugün...
 
Neyse...
Yazar KrizanteM | Pazartesi, 14 Haziran 2010

Sanma kolay, sanma alışıyor insan... Bereketli bir saçmalığın içine düşeli beri,kendimi kaybettim. Evet kayıbım. Bulma beni, sarma, sevme beni artık. Kaç gecedir uykusuz, kaç gecedir umutsuz bir aklı başında olmayışlık bir bilsen. Bazen görebilsen, çoğu kez görmesen dediğim sen... Ayağıma taş bağlayıp denize atasım var kendimi. Bulanıklığımı özet geçesim de yok aslında, pişmanlığımı söyleme cesaretim de.

Bir türkü var içimde, sözlerini pas geçtiğim...

Bir keşke var gönlümde, hiç telafi edemediğim...

bir şiir var önümde, yazmayı kendime yediremediğim...

Bir sen var ardımda, benim bile göremediğim...

Neyse...
 
Panik Ataktan Kurtulmanın Yolları
Yazar KrizanteM | Pazar, 21 Şubat 2010

Tıp okumadım evet, bu konuda herhangi bir eğitim de yok ama bu illeti yenmek için bunlara gerek yok, biraz beynine hükmetmeyi bilmek gerekiyor sadece.

İşe öncelikle panik atak diye bir hastalığının olmadığını, bunun sadece beyninin pis, kaka bir alışkanlığı olduğunu düşünmekle başlayabilirsin. Kafanda neyi kurarsan onu yaşıyorsun hepsi bu. Şimdi bana "bekara karı boşamak kolay", "yaşamayan bilemez" gibi düşüncelerle gelmeyin. Gördüm, yaşadım ve yendim.

 
Keşke...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 26 Aralık 2009

Silüetin dağılır bir an
anlamını yitiren zamanlar gibi...
Geriye ne kalır bilinmez,
kimse bakmaya yeltenemez,
o kadar pervasız değildir hiç kimse!
Bütün bunları unutmak lazımdır belkide,
hatırlamak için
gelecek zamanlı cümlelerde...
Zamanla hatırlansın diye
koymaz mıyız zaten
platonik fotoğrafları cüzdanın baş köşesine...
Şiir de bu yüzden yazılmaz mı?
Unutulan şeyleri hatırlamak için yani,
geride bırakılan ekmek ufağı gibi,
ya da yetmişlik rakıya meze misali...
Bir şiir akılda ne kadar kalır bilinmez...
Sabah ayıldığında unutursun,
ya da unuttuğun gün ayılırsın,
mazbut kelimelerle tanışık değilse yüreğin...
 
Merak edenler için...
Yazar KrizanteM | Çarşamba, 23 Aralık 2009

Tamam uzak kaldım ve suçluyum kabul ediyorum. Bunun benimle değil, kafayı yiyen bilgisayarımla alakası var. En kısa zamanda sevgili kocamdan bir çare umuyorum. Herkesin derdine derman olan eyy mükemmel kişilik, bana da bir çözüm yolu üretmezsen evdeki tüm bilgisayarlara el koyacağım ve muhtemelen kendiminkini onarmak uğruna hepsini bozacağım (:

Peki ne yapıyorum son zamanlarda?

Uzun süren aylaklık döneminden sonra, sabahları erken uyanmaya alışmaya çalışıyorum, doğama aykırı ama olsun... Tabi erken uyanmak için erken yatmak da lazım, uff ne zor bir iş...

Sigarayı azalttım gibi sanki, ya da kendimi kandırıyorum bilemiyorum.


 
Bizimkisi bir aşk hikayesi...
Yazar KrizanteM | Salı, 06 Ekim 2009

Geçiyor efendim, zaman olduğu yerde durmuyor. Takvimlere dönüp bakıyorumda; ne çok önemli önemsiz tarih işaretlenmiş yüreğimce. Ne kadar şiir, ne kadar yazı mıhlanmış beynimin olur olmadık yerlerine. Ne çok kedere, ne çok mutluluğa şahit olmuş gözyaşlarım. Ne aşklare, ne başlangıçlara, ne gecelere, ne sevgisizliklere ağıt yakmış şarkılar. Yolculuklar, yolsuz kalışlar, saçmasapan pişmanlıklar, gece gündüz ezberlenen beddular, keşkeler, hayaller, hakkı her daim saklı tutulan sitemler, ve daha niceleri...

Geçiyor efendim, hayat yerinde durmuyor...

Bir bakıyorsun evlenmişsin... Yanında dünyanın en mükememel adamı, sarıp sarmalıyor seni, durmadan yılmadan... Sevgisine sınır koymayan, aşkın ne demek olduğunu bilen, gösteren, yaşatan ve anlayan, gün geçtikçe gözümde büyüyen, büyüleyen... O vakit anlıyorsun; hayatına girip çıkan hadiseler değil; hayatın asıl anlamı, sevdiğin, kendin kadar güvendiğin insanın gözlerinde gizli.. O sana gülümseyerek bakıyorsa, her baktığında dünya yeni renkler buluyorsa içinde, işte tam orda...

Ben bu anlamı bulduğumu söylüyorum ve gani gani sizlere de diliyorum (:
 
Kısa Kısa...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 18 Temmuz 2009





-Şimdi-


Biliyorum kimse umursamayacak,
garip gecelerde, saçmasapan yerlerde,
çoğu kullanılmış peçetelere yazılan bu iç döküşleri..
Ne yapsam başa çıkamıyorum bu benle,
ve gecelerde aynı şekilde...




 
H e r b i r ş e y . . .
Yazar KrizanteM | Çarşamba, 22 Nisan 2009

Ben seni ne zaman sevdim,
tutuldu cümlelerim,
kalemimde inceden bir sızı.
İsminin yerine koyduğum zamirlerle başa çıkamadan,
tüm işaret sıfatlarım küstü kağıtlara...
Hangi yükleme denk getirsem diye düşünürken,
hislerime tercüman olan,
tek bir fiilden öteye geçmiyor yazdıklarım.
Ruhumda inceden bir esinti;
nefes aldığımı hissediyorum.
Gerçi seni gördüm kör oldum
ama umrumda mı sanıyorsun...
Zehir desen elimden, gık dersem namerdim.
 
Deli Saçması...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 27 Aralık 2008

Gece sessiz, yürüyorum... Aslında yanaklarıma vuran sadece yağmur değil. Korkuyorum bir yandan, etrafım en az benim kadar ıssız. Belki bu ürperti sırf bu yüzden. Sahi nereye gidiyorum ben... Yağmur dedim ya; öyle sert vuruyorki, herşeyi yüzüme çarpıyor sanki, gözyaşlarımla beraber. Beni esir alan herşeye bir küfür savuruyorum, alabildiğince bağırarak. Sessizliğin içinde kaybolup gidiyor, duymuyor kimse... Beni zaten kimse duymuyor. Bir de buna küfretsem mi diye geçiyor içimden... Susuyorum... Zaten pek konuşmuyorum kendimden başka kimseyle... Adım deliye çıktı bu ara, belki de bu yüzdendi kimbilir... Tedaviyi öneren çok da, derman olayım diyen yok... Ya da sebebini üzerine alınan... Böyle değildim elbette eskiden, böyle parçalamazdım kendimi olur olmadık sebeplerden, hele ki bir aşk yüzünden... Ya büyüyorum, ya da küçülüyorum... Ya kazandıkça kaybediyorum, ya da yükseldikçe alçalıyorum...

 
Aşikar bir hesap...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 13 Aralık 2008

Bu hikaye geceye gelsin, yalnızız çünkü...
Tühh! Bu pakette mi bitti, hay Allah.. Çakmağım da kayıp zaten, kimliğimde.. Sahi, kimim ben?

Sen benim en güzel yanımsın.. Çocukken, henüz büyümeye özenirken yani, hani hiç kırılmadığım, hiç kimseyi henüz terketmediğim zamanlarda, mis gibi hayaller kurardım. Mis diyorum, çünkü hepsi umut kokardı, güzeldi hepsi.. İçim kadar temizdi o zamanlar, hangi ara kirlendiler unuttum şimdi.. İçim gibi.. İçip bitirdiklerim, içimi bitirenler gibi.. Sen de, o günlerdeki düşlerim gibisin işte... Yaşamak yıllarca sırtında koca bir yük olsa da, kalbin tekleyip bunu sana inatla hatırlatsa da, geceleri üzerini örten sadece annen olsa da, çok güzel kokuyorsun hala.. Hala güven veriyorsun, tertemizsin.. Bense, hayata ağır geliyorum sanki, sanki birgün birdenbire ayaklarıma dolanan çamurlara gömülüp kalacakmışım gibi.. Sen doğrusun hep, ben değil.. Senin duruluğun benim bulanıklığıma uygun değil.. Herkes hata yapar elbet, herkes pişman olur ama ahmaklık başka birşey.. Çelişkilerim bile cüretkar değil şimdilerde. Öyle kendi başıma, öyle ellerim başımda, düşünüp düşlerinden ayrı kalan bir muammayım..
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 104