Başlangıç
Panik Ataktan Kurtulmanın Yolları
Yazar KrizanteM | Pazar, 21 Şubat 2010

Tıp okumadım evet, bu konuda herhangi bir eğitim de yok ama bu illeti yenmek için bunlara gerek yok, biraz beynine hükmetmeyi bilmek gerekiyor sadece.

İşe öncelikle panik atak diye bir hastalığının olmadığını, bunun sadece beyninin pis, kaka bir alışkanlığı olduğunu düşünmekle başlayabilirsin. Kafanda neyi kurarsan onu yaşıyorsun hepsi bu. Şimdi bana "bekara karı boşamak kolay", "yaşamayan bilemez" gibi düşüncelerle gelmeyin. Gördüm, yaşadım ve yendim.

 
Keşke...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 26 Aralık 2009

Silüetin dağılır bir an
anlamını yitiren zamanlar gibi...
Geriye ne kalır bilinmez,
kimse bakmaya yeltenemez,
o kadar pervasız değildir hiç kimse!
Bütün bunları unutmak lazımdır belkide,
hatırlamak için
gelecek zamanlı cümlelerde...
Zamanla hatırlansın diye
koymaz mıyız zaten
platonik fotoğrafları cüzdanın baş köşesine...
Şiir de bu yüzden yazılmaz mı?
Unutulan şeyleri hatırlamak için yani,
geride bırakılan ekmek ufağı gibi,
ya da yetmişlik rakıya meze misali...
Bir şiir akılda ne kadar kalır bilinmez...
Sabah ayıldığında unutursun,
ya da unuttuğun gün ayılırsın,
mazbut kelimelerle tanışık değilse yüreğin...
 
Merak edenler için...
Yazar KrizanteM | Çarşamba, 23 Aralık 2009

Tamam uzak kaldım ve suçluyum kabul ediyorum. Bunun benimle değil, kafayı yiyen bilgisayarımla alakası var. En kısa zamanda sevgili kocamdan bir çare umuyorum. Herkesin derdine derman olan eyy mükemmel kişilik, bana da bir çözüm yolu üretmezsen evdeki tüm bilgisayarlara el koyacağım ve muhtemelen kendiminkini onarmak uğruna hepsini bozacağım (:

Peki ne yapıyorum son zamanlarda?

Uzun süren aylaklık döneminden sonra, sabahları erken uyanmaya alışmaya çalışıyorum, doğama aykırı ama olsun... Tabi erken uyanmak için erken yatmak da lazım, uff ne zor bir iş...

Sigarayı azalttım gibi sanki, ya da kendimi kandırıyorum bilemiyorum.


 
Bizimkisi bir aşk hikayesi...
Yazar KrizanteM | Salı, 06 Ekim 2009

Geçiyor efendim, zaman olduğu yerde durmuyor. Takvimlere dönüp bakıyorumda; ne çok önemli önemsiz tarih işaretlenmiş yüreğimce. Ne kadar şiir, ne kadar yazı mıhlanmış beynimin olur olmadık yerlerine. Ne çok kedere, ne çok mutluluğa şahit olmuş gözyaşlarım. Ne aşklare, ne başlangıçlara, ne gecelere, ne sevgisizliklere ağıt yakmış şarkılar. Yolculuklar, yolsuz kalışlar, saçmasapan pişmanlıklar, gece gündüz ezberlenen beddular, keşkeler, hayaller, hakkı her daim saklı tutulan sitemler, ve daha niceleri...

Geçiyor efendim, hayat yerinde durmuyor...

Bir bakıyorsun evlenmişsin... Yanında dünyanın en mükememel adamı, sarıp sarmalıyor seni, durmadan yılmadan... Sevgisine sınır koymayan, aşkın ne demek olduğunu bilen, gösteren, yaşatan ve anlayan, gün geçtikçe gözümde büyüyen, büyüleyen... O vakit anlıyorsun; hayatına girip çıkan hadiseler değil; hayatın asıl anlamı, sevdiğin, kendin kadar güvendiğin insanın gözlerinde gizli.. O sana gülümseyerek bakıyorsa, her baktığında dünya yeni renkler buluyorsa içinde, işte tam orda...

Ben bu anlamı bulduğumu söylüyorum ve gani gani sizlere de diliyorum (:
 
Kısa Kısa...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 18 Temmuz 2009





-Şimdi-


Biliyorum kimse umursamayacak,
garip gecelerde, saçmasapan yerlerde,
çoğu kullanılmış peçetelere yazılan bu iç döküşleri..
Ne yapsam başa çıkamıyorum bu benle,
ve gecelerde aynı şekilde...




 
H e r b i r ş e y . . .
Yazar KrizanteM | Çarşamba, 22 Nisan 2009

Ben seni ne zaman sevdim,
tutuldu cümlelerim,
kalemimde inceden bir sızı.
İsminin yerine koyduğum zamirlerle başa çıkamadan,
tüm işaret sıfatlarım küstü kağıtlara...
Hangi yükleme denk getirsem diye düşünürken,
hislerime tercüman olan,
tek bir fiilden öteye geçmiyor yazdıklarım.
Ruhumda inceden bir esinti;
nefes aldığımı hissediyorum.
Gerçi seni gördüm kör oldum
ama umrumda mı sanıyorsun...
Zehir desen elimden, gık dersem namerdim.
 
Deli Saçması...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 27 Aralık 2008

Gece sessiz, yürüyorum... Aslında yanaklarıma vuran sadece yağmur değil. Korkuyorum bir yandan, etrafım en az benim kadar ıssız. Belki bu ürperti sırf bu yüzden. Sahi nereye gidiyorum ben... Yağmur dedim ya; öyle sert vuruyorki, herşeyi yüzüme çarpıyor sanki, gözyaşlarımla beraber. Beni esir alan herşeye bir küfür savuruyorum, alabildiğince bağırarak. Sessizliğin içinde kaybolup gidiyor, duymuyor kimse... Beni zaten kimse duymuyor. Bir de buna küfretsem mi diye geçiyor içimden... Susuyorum... Zaten pek konuşmuyorum kendimden başka kimseyle... Adım deliye çıktı bu ara, belki de bu yüzdendi kimbilir... Tedaviyi öneren çok da, derman olayım diyen yok... Ya da sebebini üzerine alınan... Böyle değildim elbette eskiden, böyle parçalamazdım kendimi olur olmadık sebeplerden, hele ki bir aşk yüzünden... Ya büyüyorum, ya da küçülüyorum... Ya kazandıkça kaybediyorum, ya da yükseldikçe alçalıyorum...

 
Aşikar bir hesap...
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 13 Aralık 2008

Bu hikaye geceye gelsin, yalnızız çünkü...
Tühh! Bu pakette mi bitti, hay Allah.. Çakmağım da kayıp zaten, kimliğimde.. Sahi, kimim ben?

Sen benim en güzel yanımsın.. Çocukken, henüz büyümeye özenirken yani, hani hiç kırılmadığım, hiç kimseyi henüz terketmediğim zamanlarda, mis gibi hayaller kurardım. Mis diyorum, çünkü hepsi umut kokardı, güzeldi hepsi.. İçim kadar temizdi o zamanlar, hangi ara kirlendiler unuttum şimdi.. İçim gibi.. İçip bitirdiklerim, içimi bitirenler gibi.. Sen de, o günlerdeki düşlerim gibisin işte... Yaşamak yıllarca sırtında koca bir yük olsa da, kalbin tekleyip bunu sana inatla hatırlatsa da, geceleri üzerini örten sadece annen olsa da, çok güzel kokuyorsun hala.. Hala güven veriyorsun, tertemizsin.. Bense, hayata ağır geliyorum sanki, sanki birgün birdenbire ayaklarıma dolanan çamurlara gömülüp kalacakmışım gibi.. Sen doğrusun hep, ben değil.. Senin duruluğun benim bulanıklığıma uygun değil.. Herkes hata yapar elbet, herkes pişman olur ama ahmaklık başka birşey.. Çelişkilerim bile cüretkar değil şimdilerde. Öyle kendi başıma, öyle ellerim başımda, düşünüp düşlerinden ayrı kalan bir muammayım..
 
Bir rüya, bir saçmalık..
Yazar KrizanteM | Pazartesi, 03 Kasım 2008

Adı rüya ama
kanmadım.
Uyansam boş,
nefes alsam nafile...
Onca pişman yılın ardından,
dünyaya küsüşüm gözlerinden...
Gelme demedim mi gecelerime!

Belki vardı, belki hepsi yalandı
ama gülüşümü koruyamadım.
Arka ceplerime, şah damarıma,
tırnaklarımın içine kadar pişman,
beklediğim duraklara bile yazdığım adına düşman,
cümle sonlarında sitemkar,
şehrin arka sokaklarında bir kaybolmuşum hala...
 
Saklımda...
Yazar KrizanteM | Perşembe, 02 Ekim 2008

Sorgusuz,
kelimesiz,
sebepsiz,
bir de sensiz bu hal..
Üşüdüğüm gecelere seni sormam yasak,
gururum yenik ve adaletsiz üstelik..
Ben bunları haketmedim.

Anlatmaya kalksam, herkesin meraklı bakışlarına esir, bazen alay edercesine güldüğü, bazen şaşırdığı, yığınlarca öyküyle dolu kısacık hayatımda, artık yerine konamayacak ne çok şey var.. Kaderin hayal gücünün, bizimkinden çok daha renkli olduğu aşikar ve ne kadar ağlarsan ağla tükenmiyor körolasıca.. Kendimi aynada gördüm, - gördüğüm kendim miydi emin değilim ama - ben eskiden böyle değildim.. Hoş, eskiden ben nasıl biriydim hatırlamıyorum bile. Dargınım ben, sayamadığım bir çok şeye.. Yüzümdeki her çizginin nedeni bunlarda gizli. Boşver diyorum çoğu zaman, boşvermek aykırıyken benim tabiatıma üstelik... Çok mu sevdin, boşver.. Ömründen ömür mü çalındı, boşver.. İyi ve güzel olan herşeye inancını mı yitirdin, boşver.. Yalnızlığınla yalnız mısın hala, boşver.. Ne, gün olur devran döner dediğim tüm hayal kırıklıklarımı, ne düşüp düşüp kalkamayışlarımı, ne yaralarımı berelerimi, ne seni, onu, ne de öteki kadını, hiç mi hiç unutmadım ben.. Yalanım yok ve üstelik korkum da yok, hala beddua ediyorum.. Hala sorulmadık hesapları taşıyorum ceplerimde..
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 103