Yazar Erden Ekin | Cumartesi, 30 Ocak 2010
|
Görülesi değil midir ötesi o iki kelimenin?
Ya bir kalp atımı kadar yaklaşacaksam aradığım her ne ise’ye ...
Ya düşlerimin en cesur kuşu k
onmak üzereyse düş bahçemin ekinine...
Yarını bilmemekteki o gizemli cazibe
tüm acıları ve acımasızlığına rağmen yaşamak güzel dedirten,
söylesene nedir?
Ya o iki kelimenin sonundaki geceyse
çaresi fırtınalar vadisinde yalnız bir kır çiçeği küskünlüğümün...
O iki kelime; yaşamakla örselenmiş
bir yüreğin saklı ve sinsi kaygıları...
kabusları yani sevmek korkaklığı!
Sevme korkaklığı!
düşlerine senaryo yazmaktan ürken,
hayata ve onu yaşamaya erkenden kırık notunu vermiş,
aşkın, mutluluğun - delinin kuyuya attığı taşların -
tek ve doğru bir açıklaması olduğuna inanmış bir yüreğin kuralları, y
asakları, doğruları...
|
|
Yazar SU | Perşembe, 28 Ocak 2010
|
İçimde sanki biri var.Belli olmayan biri.Yabancı ve ne yaptığını bilmiyor.Hiçbir zamanda memnun değil,ne şimdide ne geçmişte.Geleceği ise görünmeyen bir nokta.Karamsar olmuş bütün çocukları.Hiç küçük olmamış bir büyük var içimde daha hayatın ne olduğunu anlamayan. Ne olacağını bilmiyorum.Hiçbir şey olmadığında bile mutsuz sahip olduğum her şey.Mutlu olmamak için iyi şeyleri bile kötü görüyorum sanki.Mutlu olmasını bilmiyor bu ruh,bedenimse bilinmezlikte dolaşıyor.Her şeyim birbirinden ayrı geziyor kendi dünyalarında.Birleştiremiyorum kendimi.Ne şimdiyi ne geleceği görmek istiyorum
|
|
Yazar Uğur | Pazar, 03 Ocak 2010
|
|
Uyandım yine aynı hayal kırıklığıyla
Gerçeği yansıtamayacak kadar kırıldı düşlerim
Görmez oldu son yangınımda kör olan gözlerim
Gönlüm sarhoş olmuş "o" en çok ağlayanım
Sabahsız akşamlar gibiyim
Direniyorum yokluğuna ama kopucak bu film en sonunda
Deniyorum başkalarıyla seni getirecekmi bana
Aştım dağları taşları geldim yüreğimle sana
Aşkındır belkide beni yaşatan
Zulümlü gecelerimi aydınlatan
Sevginin belkide taş olduğu yeri parlatan...
|
|
Yazar mawera | Pazar, 20 Aralık 2009
|
Yine bana döndüğünde çek git demeliydim sana, bu kadar canımı acıtmazsın her seferinde, kendini affedemedin diye benim ruhumu bu kadar cezalandıramazsın. Çekip giden sen, susan sen, Beni bir piç gibi ortada bırakan sen,yanımda hızla koşarak giden sen, her seferinde ikimizin yerine seni affeden ben... Şimdi diyeceksin seni kızdırdım diye bu sözlerin , yine ağır konuşuyorum değil mi? Bunları demiyecek misin? Sen huysuz küçük kızı oynayamadan yaşamayı bilmez misin? Lafa gelince ben seni seviyorum diyeceksin, senin için her şeyi göze alıyorum vs gibi sözler, senin göze aldığın birşey yok, bensizliği denedin ve kaybettin...Göze aldığın birşey varsa oda bensiz olduğun anları tekrar yaşamamandı...
|
|
Yazar Ayça Akay | Cuma, 04 Aralık 2009
|
 Zaman,uçsuz bucaksız diyarlara savurdu bizi..
Şimdi istesemde o mavi suları geçip,
dağları aşıp varamam bir yere..
hayatın neler getirdiğini yeniden anlar oldum.
Bu vakitsiz ayrılıklar öğretmenim oldu!
Şimdi derin yaralarımın en kanayan bölgesinde
sessiz kaldım günden güne...
Ben tektim,
tek geldim ve sonum yine tek kişilik olucak.
Gelecek için kuşkum yok.
Nedense nedensizce düşünmüyorum geleceğimi...
Ama hep bir yanım başka yerde.
Benliğimi toplayamıyorum.
Her defasında kaybediyorum...
Şimdi bir korkaklık var her bir yanımda...
Gözlerim dahi bakmaya korkuyor hayata...(!)
|
|
Yazar rockstar | Pazartesi, 30 Kasım 2009
|
 Kim bilir kaç yılı geçirdik biz seninle
Şimdi bırakıyorsun kurduğumuz hayatı yok yere
Hasretine dayanamayacak kadar küçüğüm ben halen,
Kokumu yatakta bıraktın sanıp gitme,
dayanamam ben
Senle başlayan tüm özlemlerim gibi seninle bitti tüm şiirlerim,
İlham oldun şiirlerime gece geç saatlerde
Tenimin kokusunu işlerdim dizelere
Bensiz gecelerde,
beni dizelerde bulasın diye
|
|
Yazar vesaire | Çarşamba, 04 Kasım 2009
|
Koca bir yazin ardindan yine.. herkese ve herseye ragmen içimde biraz olsun umut isiklari tüten bir mum yaniyor. bir vazgeçilmisin üzerine yine küller dökerek, abimden kalma bir bavulu pesimsira sürükleyerek, otobüs caminda gördügüm veDasiz eski dostlara biraz söverek ve biraz da gülerek.. gidiyorum ben çocuklugum! büyümeye.. ögrenmeye.. aslinda tekrar sana dönmek için gidiyorum... bu günes daha hiç bu kadar güzel dogmayak oralarda.. aslinda bu kadar da acitmayacak terkedisi.. gidisime inat midir ne o da alip basini gidiyor ters istikamette hava sanki daha çabuk karariyor bu saatlerde ve bir gece yarisi sert esen rüzgar birakiyor eskimis bi terminalde bir hayalete esir ruhuma sahip bedenimi..
|
|
Yazar miraç akyüz | Çarşamba, 04 Kasım 2009
|
Bir yanım eflatun .... Sen kırmızı dudak izlerinin kıvrım yeri İsmimin ... Bir ara .. Kırık aynadan yansımış ayışığı , Ve uzun bir holu geçiyorken zaman .... Bakkal defterinin ortasına atılmış, Ekmek parası bir gülüş, Bir çocuk... Hıçkırığı çıkartıp asmış bir anne , Sabaha yetişecek talebe forması gibi Kurumasını beklediğim hüzünlerim ... Tüm ağlamalarımı bir gülüşe sattım ,, Bir yanım eflatun ... Yağmura öykündüm, Bilmediğim bir şiirin dudaklarımı kanatması . Ve ölü doğacak bir cenine , Baba şefkati ile sarılmak .. Sımıscak bir sokakta donmak üzereyken, Bildiğim kadar cahil , Bilmediğim kadar ukala kalmak Kirli temizliklere,, Temizlenmiş kirli hallerimi buladım ... Çamurla yıkandım , Suyla kirlendim .. Bir yanım eflatun .... Özledim dediğim yerlerde dilimi ısırdım , Sarardım.. Ama !! Susadım sustukarıma , Kimse bilmedi.. Bir masal kitabının içinde, Not alınmış , altı çizilmiş , İhanet metni sözlerim ..
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 9 - 16 Toplam: 334 |