Krizantem Misali
Yazar KrizanteM | Pazartesi, 14 Haziran 2010
|
 Sanma kolay, sanma alışıyor insan... Bereketli bir saçmalığın içine düşeli beri,kendimi kaybettim. Evet kayıbım. Bulma beni, sarma, sevme beni artık. Kaç gecedir uykusuz, kaç gecedir umutsuz bir aklı başında olmayışlık bir bilsen. Bazen görebilsen, çoğu kez görmesen dediğim sen... Ayağıma taş bağlayıp denize atasım var kendimi. Bulanıklığımı özet geçesim de yok aslında, pişmanlığımı söyleme cesaretim de.
Bir türkü var içimde, sözlerini pas geçtiğim...
Bir keşke var gönlümde, hiç telafi edemediğim...
bir şiir var önümde, yazmayı kendime yediremediğim...
Bir sen var ardımda, benim bile göremediğim...
Neyse...
|
|
Yazar KrizanteM | Pazar, 21 Şubat 2010
|
 Tıp okumadım evet, bu konuda herhangi bir eğitim de yok ama bu illeti yenmek için bunlara gerek yok, biraz beynine hükmetmeyi bilmek gerekiyor sadece.
İşe öncelikle panik atak diye bir hastalığının olmadığını, bunun sadece beyninin pis, kaka bir alışkanlığı olduğunu düşünmekle başlayabilirsin. Kafanda neyi kurarsan onu yaşıyorsun hepsi bu. Şimdi bana "bekara karı boşamak kolay", "yaşamayan bilemez" gibi düşüncelerle gelmeyin. Gördüm, yaşadım ve yendim.
|
|
Yazar KrizanteM | Çarşamba, 23 Aralık 2009
|
Tamam uzak kaldım ve suçluyum kabul ediyorum. Bunun benimle değil, kafayı yiyen bilgisayarımla alakası var. En kısa zamanda sevgili kocamdan bir çare umuyorum. Herkesin derdine derman olan eyy mükemmel kişilik, bana da bir çözüm yolu üretmezsen evdeki tüm bilgisayarlara el koyacağım ve muhtemelen kendiminkini onarmak uğruna hepsini bozacağım (:
Peki ne yapıyorum son zamanlarda?
Uzun süren aylaklık döneminden sonra, sabahları erken uyanmaya alışmaya çalışıyorum, doğama aykırı ama olsun... Tabi erken uyanmak için erken yatmak da lazım, uff ne zor bir iş...
Sigarayı azalttım gibi sanki, ya da kendimi kandırıyorum bilemiyorum.
|
|
Yazar KrizanteM | Salı, 06 Ekim 2009
|
 Geçiyor efendim, zaman olduğu yerde durmuyor. Takvimlere dönüp bakıyorumda; ne çok önemli önemsiz tarih işaretlenmiş yüreğimce. Ne kadar şiir, ne kadar yazı mıhlanmış beynimin olur olmadık yerlerine. Ne çok kedere, ne çok mutluluğa şahit olmuş gözyaşlarım. Ne aşklare, ne başlangıçlara, ne gecelere, ne sevgisizliklere ağıt yakmış şarkılar. Yolculuklar, yolsuz kalışlar, saçmasapan pişmanlıklar, gece gündüz ezberlenen beddular, keşkeler, hayaller, hakkı her daim saklı tutulan sitemler, ve daha niceleri...
Geçiyor efendim, hayat yerinde durmuyor...
Bir bakıyorsun evlenmişsin... Yanında dünyanın en mükememel adamı, sarıp sarmalıyor seni, durmadan yılmadan... Sevgisine sınır koymayan, aşkın ne demek olduğunu bilen, gösteren, yaşatan ve anlayan, gün geçtikçe gözümde büyüyen, büyüleyen... O vakit anlıyorsun; hayatına girip çıkan hadiseler değil; hayatın asıl anlamı, sevdiğin, kendin kadar güvendiğin insanın gözlerinde gizli.. O sana gülümseyerek bakıyorsa, her baktığında dünya yeni renkler buluyorsa içinde, işte tam orda...
Ben bu anlamı bulduğumu söylüyorum ve gani gani sizlere de diliyorum (:
|
|
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 27 Aralık 2008
|
 Gece sessiz, yürüyorum... Aslında yanaklarıma vuran sadece yağmur değil. Korkuyorum bir yandan, etrafım en az benim kadar ıssız. Belki bu ürperti sırf bu yüzden. Sahi nereye gidiyorum ben... Yağmur dedim ya; öyle sert vuruyorki, herşeyi yüzüme çarpıyor sanki, gözyaşlarımla beraber. Beni esir alan herşeye bir küfür savuruyorum, alabildiğince bağırarak. Sessizliğin içinde kaybolup gidiyor, duymuyor kimse... Beni zaten kimse duymuyor. Bir de buna küfretsem mi diye geçiyor içimden... Susuyorum... Zaten pek konuşmuyorum kendimden başka kimseyle... Adım deliye çıktı bu ara, belki de bu yüzdendi kimbilir... Tedaviyi öneren çok da, derman olayım diyen yok... Ya da sebebini üzerine alınan... Böyle değildim elbette eskiden, böyle parçalamazdım kendimi olur olmadık sebeplerden, hele ki bir aşk yüzünden... Ya büyüyorum, ya da küçülüyorum... Ya kazandıkça kaybediyorum, ya da yükseldikçe alçalıyorum...
|
|
Yazar KrizanteM | Cumartesi, 13 Aralık 2008
|
 Bu hikaye geceye gelsin, yalnızız çünkü...
Tühh! Bu pakette mi bitti, hay Allah.. Çakmağım da kayıp zaten, kimliğimde.. Sahi, kimim ben?
Sen benim en güzel yanımsın.. Çocukken, henüz büyümeye özenirken yani, hani hiç kırılmadığım, hiç kimseyi henüz terketmediğim zamanlarda, mis gibi hayaller kurardım. Mis diyorum, çünkü hepsi umut kokardı, güzeldi hepsi.. İçim kadar temizdi o zamanlar, hangi ara kirlendiler unuttum şimdi.. İçim gibi.. İçip bitirdiklerim, içimi bitirenler gibi.. Sen de, o günlerdeki düşlerim gibisin işte... Yaşamak yıllarca sırtında koca bir yük olsa da, kalbin tekleyip bunu sana inatla hatırlatsa da, geceleri üzerini örten sadece annen olsa da, çok güzel kokuyorsun hala.. Hala güven veriyorsun, tertemizsin.. Bense, hayata ağır geliyorum sanki, sanki birgün birdenbire ayaklarıma dolanan çamurlara gömülüp kalacakmışım gibi.. Sen doğrusun hep, ben değil.. Senin duruluğun benim bulanıklığıma uygun değil.. Herkes hata yapar elbet, herkes pişman olur ama ahmaklık başka birşey.. Çelişkilerim bile cüretkar değil şimdilerde. Öyle kendi başıma, öyle ellerim başımda, düşünüp düşlerinden ayrı kalan bir muammayım..
|
|
Yazar KrizanteM | Perşembe, 02 Ekim 2008
|
 Sorgusuz,
kelimesiz,
sebepsiz,
bir de sensiz bu hal..
Üşüdüğüm gecelere seni sormam yasak,
gururum yenik ve adaletsiz üstelik..
Ben bunları haketmedim.
Anlatmaya kalksam, herkesin meraklı bakışlarına esir, bazen alay edercesine güldüğü, bazen şaşırdığı, yığınlarca öyküyle dolu kısacık hayatımda, artık yerine konamayacak ne çok şey var.. Kaderin hayal gücünün, bizimkinden çok daha renkli olduğu aşikar ve ne kadar ağlarsan ağla tükenmiyor körolasıca.. Kendimi aynada gördüm, - gördüğüm kendim miydi emin değilim ama - ben eskiden böyle değildim.. Hoş, eskiden ben nasıl biriydim hatırlamıyorum bile. Dargınım ben, sayamadığım bir çok şeye.. Yüzümdeki her çizginin nedeni bunlarda gizli. Boşver diyorum çoğu zaman, boşvermek aykırıyken benim tabiatıma üstelik... Çok mu sevdin, boşver.. Ömründen ömür mü çalındı, boşver.. İyi ve güzel olan herşeye inancını mı yitirdin, boşver.. Yalnızlığınla yalnız mısın hala, boşver.. Ne, gün olur devran döner dediğim tüm hayal kırıklıklarımı, ne düşüp düşüp kalkamayışlarımı, ne yaralarımı berelerimi, ne seni, onu, ne de öteki kadını, hiç mi hiç unutmadım ben.. Yalanım yok ve üstelik korkum da yok, hala beddua ediyorum.. Hala sorulmadık hesapları taşıyorum ceplerimde..
|
|
Yazar KrizanteM | Pazartesi, 30 Haziran 2008
|
 Yaşadığım kentten uzak, küçük bir sahil kasabasında, balkonda sabah kahvemi içerken, bir şeyler eski günleri hatırlatıyor..Her yerde bir şeyler eski günleri hatırlatıyor zaten.. Aslında bambaşka şeyler düşünüyorum ama sana yazıyorum ne tuhaf.. İnsan bazen olmadık zamanlarda, olmadık hayallerin peşine takılırken, "bu yanlışı daha önce de yapmıştım" cümlesine fazlasıyla aşina bir halde kendi için doğru olanı seçerse, bir başkasının hayatını alt üst edebileceğini hesaba katamıyor. Bu cümle sana tanıdık geldi mi? Yıllar önce, yine bu sahil kasabasında, sabaha karşı elimi tutarken, o yıldızlar oradaydı, hayallerimizde.. Yıllar sonra, "kendi" hayallerin sana mutluluk getirdi mi bilmiyorum ama ben o zamanın umutlarıyla yaşlanıp duruyorum hala.. Ne değişti, neden değişti bilmiyorum hala.. "Yoldan geçenler varda, her akşam gelenler nerde" diye soramıyorum hala..
Belli belirsiz bir ses geliyor kulaklarıma, sancı gibi, tavan arasına atılan anılarımız gibi, gidişim gibi, gitme diyemeyişin gibi.. Mevsimsiz yağmurlarla, nerden geldiği bilinmez bir rüzgarlarla ve zamansız dokunuşlarla sızlayan bir yarasın işte alt tarafı.. Alt tarafı ömrümden ömür çalmışsın, alt tarafı kalbim durmuş işte..
|
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 8 Toplam: 55 |
|