Kimliksiz Şiir..

Toprak böylesine özledi mi suyu? Bu uzaklarda kalmışlığın şimdi acıtan, ellerin bile bana yabancı.. Bir tek ellerin mi.. İsminsiz dudaklarım.. Sensiz sözlerim yalnız, tırnaklarım, kirpiklerim bile.. Bu umarsız ayrılıklar, bu nerden geldiği bilinmez şarkılar, ki her notası kekremsi serzenişler.. Kırk yılda bir gibisin bana işte,…

Mucize..

”Bir mucize istiyorum, mucize.. Yoksa eğer, bu şiir son çocukluğum olacak, artık büyüyeceğim..” Ağzının imkansız yerlerini mesken tutmuş vedaların var.. Kumrular kadar olamayışımıza ağlıyorum şimdi.. Sen yine de yetişme artık sana geç kalışlarıma, geldiğimde ben, düşürmüş bulayım kendimi düşlerinden.. Yüreğindeki kurşunlar için uygun silah ben…

Olur ya..

Öyle bir aşk yaşamalıyız, öylesine ben olmalısınki o aşkta, bittiğini söylememeliyim senin gitmen için.. Islığa, ismime ve nefesime ihticacın olmamalı geri dönmen için, öylesine yüzsüzleşmelisin severken beni.. Git desem de gelmeli, beni inadına sevmelisin.. Aramanı beklememeliyim ben, tam sen aklıma düşünce çalmalı telefon.. Beni görmek…

Biriken Gidiş!

Gitme sırası kalbine geldiğinde alır kalemi susa susa yazarsın, dert bu ya söyletir.. Herhangi bir gecenin koynunda suyla ihanete uğramış bir kadeh rakı varsa, nefretle aşkı meze yapıp yuvarladınmı dibine, ''Gel keyfim gel'' diye bir şarkı düşmez insanın diline.. ''Hiç bir yara hiç bir zaman…

Anlarsın..

Gitsek ya burdan.. Bu güneş başımı ağrıtıyor.. Yazı hatırlatıyor.. Her yaz yoksun, her kış bıkkınım.. Özlüyorum, özlediğim yanıma kar kalmıyor! Yakınımda değilsin.. Alınyazım silik.. Artık hiç bir ayrılık canımı yakmıyor.. Keşke yaksa.. Kuş uçuşu yokluğunu yollara vurunca bitmiyor, tükenmiyor, tükeniyorum, tüketiliyorum.. Ellerin el eli ve…

..geç

bu kış kar geç gelirsıcak geç kalırsen dönmezsin..içimde yumuşattığım emsalinçoğaldıkça silinirsin.. seni esmer sananlarunutulduğunu bilmeyenlerdirbenim için bir tek 'sen' vardışimdi sadece 'sen'den ibarethala esmersen.. dönersen anlaşırızsen yüzüme tükürben kalbine..

Bir Gün Sustum..

Bir gün sustum, değer miydi serzenişinin adı konmaz cevaplarıyla, nereye saklanacağı şaibeli bir nefretin şerefine… Günlerin sevdaya boyanmış kırmızılarına, mor krizantem anlamları yükledim… Bildiğim doğrular hala doğru mu bilmezken, sen yokken üzerini çizdim tüm Seni Seviyorum’ların… Geçti mi diye sorsalar, geçmiyor ki zaman..

Ben geldim, son kez..

     Ben geldim, Son kez… Senden vazgeçtiğimi görmen için. Şarkıları nasıl öldürdüğümü bil istedim, elimin asıl sahibine ulaştığını hisset, kahrol istedim.. Bu bahar tükenmene müsaitmiş meğer. Geçkalmışlığın sükuneti buralarda bir yerde olmalı… Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil, fuzuli.. Şu yaraların dili olsa da konuşsa.

..çok

özle mi diyorsun! özlemeyi öğreneli çok oldu çok prova yaptım yalnızken dizlerim çözüldü göğsüm kollarıma sıkıştıaklım avuçlarımafikrim sınırlarına özle mi diyorsun özledim.. çok..

..git

beyoğlu’nda imam adnan sokakkarşı kaldırımda,adını ıskalamış bir sevda bulaşmış gözlerinegizlemeye çalıştığın unutkanlık,bayat bir içtenlik var sevinçlerinden yana..