Ayrılık diyeceğim, dilim varmıyor…

Ben, bir bu dağları eskitemedim,
bir de sana düşmüş yüreğimi…
Gittiğim yolları hiç hesaba katma!
Düşünü görmediğim uykular zaten haram.
Gökyüzünü boyayacak zaman da kalmadı…
Haydi sar kolarını…
“Ayrılık” diyeceğim,
Dilim varmıyor…

Yer: Gümüldür

Resim: Hüzünbaz


Yaşamakla ölmek arası..

Öylece bekliyorum dünyanın orta yerinde.
lanetlenmiş bir şiir gibi..
Kim okumaya kalksa beni
en güzel yerimde yırtıp atıyor.
Yaşamakla ölmek arasında nefes almaktaym…


Gel bana bazı bazı..

Geliyorum.. Hırrr..

Yer: Kuşadası


Varlığımızla mutlu olamayanlar yokluğumuzla mutlu olsunlar ki…

“Hiç nefesini boş yere yorma Ahmedim. Neyini özlüyorum niye özlüyorum bilmiyorum ki. Özlüyorum işte. Yani her hafta halı saha maçında yenilip ertesi hafta yine o sahaya çıkmaya benziyo benimkisi. Ben ya oyunun kendisini seviyorum ya da maçı kaybetmeye o kadar çok alışmışım ki, koymuyo artık. Giden gidiyor ya kardeşim, sen zannediyo musun ki kalan kalıyo. İlk o gidiyo lan. Gitme diyemiyo ya ilk o gidiyo lan. Nerde ne yapıyolar acaba sevdiklerimiz? Sevgililerimiz? Onlar da bizim için “napıyolardır acaba” diyolar mıdır la?”

“Mutlulardır herhalde.”

“Onlar da mutlu olsun da. Varlığımızla mutlu olamayanlar yokluğumuzla mutlu olsunlar ki, bi boka yarasın gidişimiz.”

İşler Güçler / 19.bölüm


..huzur

Bir tatlı huzur almaya geldik..

Yer: Şirince


..bir çift göz

“Sen” dedi “intihar” gibisin.
Hem cesaret edilemeyen,
hemde herkes tarafından
en az bir kez düşünülen.
İşte öyle güzelsin…


..kaktüs

Hiç böyle kaktüs gördünüz mü, görünce artık kaktüsleri de sevdiniz mi?


herkesin bir öyküsü var…

Sen de
benim gerçeklerim kadar
küsmüşsün hayata…
Benim hayallerim kadar
yaşıyorsun işte…
Benim gerçeklerime gelince;
hepsi hayaldi…


Derin ve Sürekli Bir Sızı

Kalemimim namlusu hala seni gösterse de,
bu mazinin itibarıdır, sen üstüne alınma..

Ya hava soğuktu, ya gidişin,
ya kalışım, ya çırpınışım, karmaşıklığım…
Vardı bir yerde bir yanılgı,
bulunsa da hep inkar edilecek.
Üstesinden gelinmesi umulan çaresizliklerle sarmaş dolaş,
adı konamayan bir tutam duyguya esir,
eylem hazırlığı yaparken bir devrime yenik,
yine bedbah, yine düşünceli, yine yalnız ben..
Ayağa kalkabilme ihtimalimi bir çırpıda devirirken, düşünüyorum;
kederimi soylu kılmak değil derdim ama
ne kadarlıktı ki adım, hafızana ağırlık yaptım?

Cümlelerin buğusuna yazdığım kederleri
bir Ağustos vakti,
“elbet birgün buluşacağız” bestesiyle kandırılmış,
suçlu, ezik ve artık saçmasapan hayallerle yoğurmaktan yoruldum.
Umurumdan taşsın istediğim,
içimde tuttuğum kamyon yükü “neyse”lerim,
ne yapsam başa çıkamadığım “keşke”lerim,
hayalini kurduğum imkansız “belki”lerim var benim.
Yol güzel, yol uzun, yol senin yolun da,
gelip de halimi hiç sordun mu?

Ya bir yanılgının yangınıydın ya da bir yazgının,
aslında ne kanıyor, ne kabuk bağlıyor,
yarım kalmış bir bedduaya ne denir bilemem..
Cebimde kendimden öte bir boşluk,
her devrilişimi afişe etmeyecek kadar onurlu cümlelerim,
anlarsa da anam anlıyor, ağlarsa yine anam..
Özlem kokan şiirlerin en ücra mısralarına gizlenip,
yokoluşumu izlemeyi bırak artık..
Çünkü yazacaklarım sil sil bitmiyor
ve hayat geç kalmayı affetmiyor…

Dedim ya kalemin itibarını kendinde arama,
ve bence artık maziyi de üstüne alınma…


..bu son

Senin o güzel kalbini
çepeçevre sarmış suçluluklarımla
bir sabah güneşinde daha görmek
..
Her gün sana yeni sonsuzluklar yükleyerek yeniden
bağlanıp
hiçbir kıvılcımını örtemeyen
kırmızı perdelerın arkasına saklanmak
..
her bir sabahin ilk nefesinde
göğsümdeki ilaçsızlığın darplarını
suçsuz durgunluğuna yaslamak
..
hiçbir zaman içinde olmayan
olmayacak bir yanyana gelişin
rastgelebilecek oltalarında zayi olmak

Devamı…