Sevgililer Günümüz Kutlu Olsun!

Sevgililer günü ya da sevgi günü.. İsmi ne kadar dar bir boyutu gösterse de, bir güne sığacak, bir günde anlatılacak, bir günlük yaşanacak bir şey değil.. Bakıyorum da şu içten, yürekli, ”Sevgilim” sözü, bazılarının şımarıkça ağzına doldu, kimileri de ağzına almaz oldu.. Bazen söyleyen sevgiyi bilmiyor, bazen de söylenen sevgiyi…

Gelme artık gecelerime…

Seni gördüm dün gece, güzeldi… Sarıldık, güzeldi… Dokundum,  güzeldi… ve tertemizdi yüzün, öptüm.. Gözlerim kapalı… Bırakmamak geldi içimden ama rüya işte!  Adı yokluk olsada varlığının, sabah gözlerimi açtığımda keşkelerle başlayan kamyonlar dolusu cümleler kurduysamda, ne seni ne de başkasını artık yürekten sevemeyecek kadar profesyonel olsamda, güzeldi… Ne kadar zamansız zamanlar…

Yazmayacağım . . .

Bu değildi hakedişim seni, hayatı hakedişimdi sensizlik, seni yok edişimdi umut… Gördüğüm ilk gün sevdim seni kendimce, öylesine… Ecel kadar acımasızdı, kendim kadar yalan! Sonra mı? .. Sonrasını yazmayacağım!

Ne tuhaf..

Bir yürek üşümüş, kapatmış kepenkleri, açması da zor artık, tedavisi de… Zamanın dili hala çözülmemişken, uydurduğum yalancı bir geleceğe yüz süremeden, henüz çok safken pazarlıklarım, erken büyümenin arifesinde tutuklu kaldım. Acıyordu kalp, anlamıyordum. Oysa gözyaşları ortadayken, uluorta pişmanlıklar eşliğinde bu aşk fazlaydı sana… Şimdilerde tecrübeyle sabit, ama sen bilmiyorsun ne…

Teşekkürler!

Hoş geldiniz, iyi ki geldiniz.. Bir sürü teşekkürüm var, kabul edin.. İçimden geldi, yine.. Bunca yıllık yaşamışlığıma rağmen, hala sırrını çözemediğim, onca kazığına rağmen sırtımı çevirip gidemediğim, bana verdiklerini sevgiyle kabullendiğim hayata teşekkür ederim, bana sunduğu sayısız şans ve fırsatlar için. Karşıma türlü yüzler çıkarıp, içinden en doğrularını yanımda kıldığı…

Şarabım…

Biliyorlar aslında… Seni gazete kağıdına sardığım şarabım gibi biliyorlar… Uluorta ve gizligizli seni sevdiğimi… ))z …   ‘Deniz Yılmaz Yakut

Biriken Gidiş ..

Gitme sırası kalbine geldiğinde alır kalemi susa susa yazarsın, dert bu ya söyletir… Herhangi bir gecenin koynunda suyla ihanete uğramış bir kadeh rakı varsa, nefretle aşkı meze yapıp yuvarladınmı dibine, ”Gel keyfim gel” diye bir şarkı düşmez insanın diline… ”Hiç bir yara hiç bir zaman tam olarak iyileşmez” derken haybeye…

Elime baktım, Çok kirlenmiş. O anda yoldan geçen birisi bana seslendi; “Senin için aşk nedir”diye. Bende elimi gösterip; …”işte budur” dedim .

başlık yok

Düştüm mü demeliym yoksa öldüm mü çoktan? Bu yüzden mi bu kadar yavan aldığım her nefes, baktığım her insan.? Sende onlardan olma diye çok tuttum elinden, hep düştüm peşinden yollara.. Ama elimde kalan yalnız bi kumbara. İçinde biriktirdiğim yalnızlıklar, her an, her dakika Ensemde hep bi nefes, o büyük günahtan…

Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk

Kendini bilirkişi sayanlar çok konuştular hakkında, içtiği içkiden, namaz kılarken çekilmiş bir fotoğrafının olmadığına kadar. İçki içmiş de ne yapmış, onun bunun karısına kızına mı sarkmış? Namaz kılarken fotoğrafının olmaması da daha iyi, Allah ile kul arasındadır ibadet dediğin. Ayrıca hangimizin var namaz kılarken bir fotoğrafı?Ahiret hayatı varsa, kesinlikle O’nla…