Krizantem Misali

Alıp kendimi, öyle boşvermiş..

İşte gidiyorum.. Sanki hiçbirşey yaşanmamışcasına.. Arkama dönüp bakmadan, bakamadan ya da ne bileyim. Her ayrılış gibi işte.. Bazen anlamsız, bazen telaşlı, çokça boşvermiş, elveda makamında.. Bu ne ilkti ne de son olacaktı.. Ellerim gurur duyduğum bir şekilde, pürüzsüz, açık seçik imzalamıştı o istifanameyi.. Bornova’nın bu ağır çöl sıcağına rağmen, içimdeki uzun, umarsız rüzgarları yanıma almıştım adeta. Açmamak üzere çevirdiğim tüm sayfalar geldi aklıma birden, tuhaf bir huzurdu yaşadığım.

Evet artık işsizdim! Yarın gitmem gereken bir yerim yoktu.. Sabah erken kalkmayacaktım.. Otobüse yetişmek derdim olmayacaktı.. Aybaşında ATM’den çekilecek belli bir param yoktu.. Kontrol etmem gereken kredi kartlarımıda bir süre cüzdanın arka gözüne kaldıracaktım.. Vitrinleri izlemek, sinema afişleri zaten bedavaydı.. Bunları düşünüp güldüm, sonra üzüldüm yine kendimce.. Çantamı alıp çıkmıştım işte.. Yaşamımın önemli bir parçasını orda bırakarak.. Bu ait olmama duygusunun tohunları yıllar önce serpilmişti benim içime, onları sonraki yıllarımda özenle sulayıp büyüttüm.. Yaşamım hep çantamı o an alıp gidecekmişcesine ince ipliklerle bağlandı etrafıma.. Gün geldi o çantayı alıp evimden uzaklara gittim, gün geldi yine aynı çantayla beni üzen dostlarımı terkettim.. Her biri ayrı bir yara şimdilerde. "Gitmese miydim.." diye düşündüğüm benzer anlardandı bu da işte. Suçu hayatta değil de, biraz da kendimde aramak geldi içimden şimdi; ama düşünmeyeceğim, düşünüp de sitem etmeyeceğim bu defa. Şimdi, biraz daha eksildiğimi görmezden geliyorum, içime su serpecek bahaneler yalanlar arıyorum, gülümsüyorum, gülümseyemiyorum bazen..


Nerden baksan fiyakalı bir kederdi işte, yakışıklı bir hüzün ya da..

Yüreğim elimde, halim dilimde, bir düşüşün kokusu nefesimde, kendimden öte bir boşluk cebimde.. Bir düşün bitiminde yıkılmış, dudaklarım kilitli, yanaklarım sarkık, ağlamaya hazır gözlerim, ayağa kalkabilme ihtimalimi sorguluyorum..

Artık bir işim yoktu ama gücüm var mıydı, cebimdeki para sayılıydı ama, o hiç vazgeçemediğim çantamda yarına dair tomar tomar umut taşıyor muydum, kendim de dahil yeri geldiğinde herşeyden vazgeçmek gerekiyor muydu, bilmiyordum..

Ben sadece gidiyordum..

.

.

6 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir