Sizden Gelenler

Bir Kadın Sevmiştim

ImageGeçmiş ve bu günün anlam yitirdiği ve gelecek denen şeyin de O’ndan başkasının olmadığı günlerdi. Çokça gözyaşı döküldü, bu olağandı, aşk ıslak bir kederden başka neydi ki? İçkili hallerden sonra, ölüm ile O’nun arasında yapılan seçimlerde, bu göstermelik tercih durumunun aptallığının farkında olmadığımı düşünebilirdi gözlerimden akan şeyin sadece yaş olduğunu düşünenler. Gözlerimden dökülen yürekti, beyindi, zamandı, anaydı, dosttu, kardeşti… Bir yerden başlamak gerekiyordu buna inanıyordum. Zaten inanmasam, inan bana asla başlayamazdım bu satırlara, hiçbir kadının yüz hatlarını anlatmaktan bu kadar keyif aldığımı hatırlamıyordum onu ilk gördüğümde. Gözlerinin içinde bir girdap, teninde bir kum fırtınası saklıydı ki onu görmeyenlerin kör oldukları tartışma götürmez bir gerçekti. Dudağının kenarında şelalesi yoktu ama inan bana birçok dehliz saklıydı gözlerindeki koridorlarda. Suya susamışlığını en güzel onun ağzından dökülen sözcüklerle anlatabilirdi gibime geliyor çölde yalnız kalmış bir bedevi, Nazım’ın, Orhan’ın Atilla’nın onu tanıdığına emindim. Hiçbir şair bir başka kadında bu denli güzelliği göremezdi bana göre ve aslında çoğumuzun Piraye olduğunu zannettiğimiz kişinin O olduğunu bilmek için sadece onu görmüş olmak yetiyordu, onu abartılı gözlerle seyreden bana göre… Bir kadın sevmiştim. Ezberimi teslim ettiğim kadın hafızamı aldı…

Geçmiş ve bu günün anlam yitirdiği ve gelecek denen şeyin de O’ndan başkasının olmadığı günlerdi. Çokça gözyaşı döküldü, bu olağandı, aşk ıslak bir kederden başka neydi ki? İçkili hallerden sonra, ölüm ile O’nun arasında yapılan seçimlerde, bu göstermelik tercih durumunun aptallığının farkında olmadığımı düşünebilirdi gözlerimden akan şeyin sadece yaş olduğunu düşünenler. Gözlerimden dökülen yürekti, beyindi, zamandı, anaydı, dosttu, kardeşti… Gözlerim kendi göremediklerini de sunarken bu sevdaya, aslında tercih sadece O’nda ölebilmeyi becerebilmekti. Ölüm ve O toplamda aşk ediyordu. Hepitopu bir sevdaydı ama bu kadar yer kaplıyordu işte, valizler dolusu, akıllar dolusu, yürekler dolusu, şiirler tıkabasası… Bir kadın sevmiştim. Hafızamı silen kadın yenilerini yükledi… Yeni bir hikaye sarmalanıyordu işte tanrının gözleri önünde, bir dolu yeniliği beraberinde getiren ve nedense çoğu kimsenin dinlemekten kaçındığı ve kader denen şeyin bana yaşatmaktan hoşnut olduğu bir ‘Boşluk’ şarkısı. Omzumda durup günahlarımı yazmakla mükellef olan meleğe fazla mesai yaptıran, gölgelik bir yerde, uzaktan parıldayan güneşin gözlerimi esir aldığı, tenindeki dinmek bilmez kum fırtınasının savurduğu kumların gözeneklerimden içeriye dolduğu ama kalkıp gitmekten muzdarip olduğum bir sarhoşluk hali. Yenilikler dolusu bir çukurdu düştüğüm, dibinin olduğunu düşünmediğim korkunç bir kanyon… Başıma düşen taşların hepsi yepyeni, gıcır gıcır… Bir kadın sevmiştim. Hafızamı yenileyen kadın eskitti bedenimi ve ruhumu… Avuç içlerimde saklamaktan hoşlandığım ve çocukluğumuzun gökdelenleri olan iki katlı evlerin damlarından yükselen dut ağaçlarına uzanıp topladığımız dutların bıraktığı kırmızımsı yeşilimsi rengi çoktan almıştı ayalarımdaki kuruluk. Çarmıha gerilmeden önce kırbaçlanan sırtımdan akan şeyin kan olduğunu zannedebilirdi kimileri ama bilenler bilir dökülen şey kan değil yürekti, beyindi, zamandı, anaydı, dosttu, kardeşti, sevdaydı, adı batasıca Necla’ydı. Ellerim, gözlerim çoktan bana ait değilmiş hissine kapılabileceğim bir görünüme girmişlerdi. Saçlarım gencecik aklarla doluydu, her beyaz saç teli yeniydi, tazeydi, gençti, ben henüz yirmilerinde çoktan ihtiyar. Bu rezaleti saklamak için taktığım şair kasketi aynaya her baktığımda Atilla’yla aramı açıyordu, o da takıyordu, Necla’yi o da yazıyordu. Bilenler bilir, tekrar etmeme gerek var mı bilmiyorum, Bir kadın sevmiştim geçmiş zaman kipinde… Neyse ki BİTTİ…

6 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir