Sizden Gelenler

Gece ve Ben

Gece sessiz… Son birkaç zamana nazaran çok sessiz hemde… Rüzgar yok, ağaçları yerinden sökecekmiş gibi esen… Yağmur yok, sonsuz görünen denize bir damla daha karışıp taşıracakmış gibi… Şimşekler yok bu gece, kopkoyu geceyi bir anda aydınlatıp bembeyaz yapan… Yıldırımlar yok, gecenin sessizliğini yırtan… Gecedeki sessizliği bozan bir benim… İçimdeki sessiz gürültü… Beni alabildiğine oradan oraya savuran bir rüzgar var içimde… Bir damla suya muhtaç gibi görünsemde, birazdan içimdeki denizi taşıracak deli gibi bir yağmur var içimde… Şimşekler var bu gece içimde… O engin gökyüzünü aydınlatabilen fakat bana yetemeyen… Ve yıldırımların feryat figan yakarışları var içimde, düştüğü yeri cayır cayır yakan… Fısıltısız, karanlık, kupkuru geçeceğine yemin eden gecenin yeminini ruhumdaki fırtınalarla bir ben bozabilirim bu gece. İçimdeki kabaran denize karışacak olan bir damla yağmurla dünyayı suya boğabilirim… İçimdeki rüzgar hızını biraz daha artırırsa dünyayı yerinden oynatabilir, şimşeklerimin ışıklarıyla dünyayı yıkabilir ya da yıldırımlarla her bir noktayı cayır cayır yakabilirim…

Ama geceye kıyamıyorum… Beni yalnız başıma, bilmediğim yerlerde, bir çare, dizginleyemediğim fakat yaşamak zorunda bırakıldığım fırtınalarla bıraksa da… Ve geceye yine kıyamıyorum… Çünkü bu karanlık gece, uzak şehirlerin bir yerlerinde seni saklıyor. Göremediğim, dokunamadığım ve hatta duyamadığım… Sadece özlemini yaşayabildiğim… Aksi olsaydı içimdeki kasırgayla geceyi birbirine katmazdım. Gündüzden daha fazla sevdiğim geceyi düşman saflarıma yazmazdım… Çünkü özlüyorum seni, en çok bu sessiz gecelerde… Fırtınalara sebep olsanda ruhumda… Ve ben tüm bu fırtınalara sensiz direnmek zorundayım. Yoksun bu gece yanımda yine… Ve ben yokluğunu bile seviyorum. Tıpkı varlığını sevdiğim gibi…

4 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.