Sizden Gelenler

İstanbul’a Düşman

Bir an gelir;
dört duvar üzerine üzerine gelir ya hani.
ellerin dokunur ama tutamaz hiçbişeyi,
gözlerin görür ama tadamaz.
öyle daralırsın ki sokaklara atarsın körpe bedenini.
savrulursun oradan oraya.
hele de istanbulda değilse sevdiğin.
o istanbulun karmasalı sokakları daralır,
daralır, daralır yutar seni.
öyle küçülür ki dev şehir gözünde.
öyle umursamaz olursun ki tüm güzellikleri.
senin güzelliğin uzaktadır çünkü.
birinin uyuduğu yataktadır.
başını koyduğu yastığın kokusundadır.
öyle küçülür ki istanbul, göremezsin.
binalar yok olur, arabalar, gökteki kuşlar,
köprüler, saraylar. hepsi yok olur.

"…çekilin önümden göremiyorum sevdiğimi istanbul,
n’olursun çek piyonlarını önümden…"
öyle gürültülü gelir bir an sana yaşadığın yer.
herkes ne konuşuyor,
ne yapmaya çalışıyor.
insanların hiçbirini dumaz olursun.
aşk bu ya, tıkar kulaklarını dünyaya.
içindeki o derin sessizlik
ve o gürültülü savaş alanıyla başbaşasındır gün boyu.
yorulduğunda çekilirsin sessizliğine.
onun sesiyle,
tıpkı bir ninni gibi, uyursun gün boyu.
insanla konuşurlar…
"..hayıırr, kulaklarım tıkalı…"
direndiğinde meydandasındır.
bir yanda yenik düşmüş hücrelerin,
diğer yanda aşkı için çabalayan duyguların var.
öyle harab öyle bitab bir tablo ki bu.
uğruna kaç kayıp daha verecek hücrelerim.
söyle bana sevdiğim.
"…Şşş.. istanbul, sus n’olur Sevdiğimi duyamıyorum…"

4 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir