Sizden Gelenler

Korku

ImageVe yine yazmak sana… Uzun zamandır yaralarıma sürmediğim kelimelerimi yeniden çıkarmak kutucuğundan. Ömrümün merhemi olduğunu bile bile, uzun zamandır sakladığım sözcüklerden yeniden medet ummak. Yeniden anlatmaya çalışmak… Kadın bağırıyordu; ‘Medet Ya Rab…!’ Adam, düzgün tahtalardan yapılmış bankın üzerinde hareketsiz yatarken. Parkasının cebinden, açlık belasına taşınmak zorunda kalınan, tuzsuz ay çekirdeki tatsızlığındaki leblebiler dökülürken kaldırıma, çıkan ses kaldırımın da rızası dışında karışıyordu uzun ve gürültülü araba sesleri olan anayoldan yayılan gürültülü kokulara. Kadının alnında bir çizik, diğer kırışıklıkların kamçılar gibi sırtından vurdukları bir alın çizgisi. Alnında yazılanları karalamak istemiş sanki hayat, bu beyhude yaşam, değiştirmeye yeltenmiş yine kaderini. Adam, saçları toztoprak içinde, sakalları ve kirpiklerine kadar beyazlamış, tükenmekte olan bir ömrün geç başladığından dem vurup, hayıflanıp duruyordu dünyaya henüz Nâzım hayattayken gelememiş olmaya. Kadın, entarisi sisler üretiyor sanki, gece ve sabahlara kadar okunan tüm rubailerde ismi geçen, gök kuşağında olmayan, Alamut’tan görünmeyen renkleri var giysisinin. Yeşilimtrak bir kırmızı mı yoksa hala tertemiz kalmayı başarabilmiş, pürüpak, bembeyaz bir mor’a mı çalıyordu yakası hatırlayamadığım. Adam, "Henüz uzaklaşmamıştır." dedi, kadının yüzüne bakmaya çalışarak. Kadın, adımlarından çıkan sesi bile alıp gitmişti çoktan. Kadın, "Bir türlü uyanamadı bu sarhoş…" diye kızmaya başladığı, aradığının kendisi olduğunu söylediği halde durmadan birşeyler, bir yerler tarif eden adamı terk ederken, Adam, "Sarhoş olduğumu düşünmesi, kokak olduğumu bilmesinden iyidir…" dedi. Kadının aradığının korku olduğunu bir türlü anlayamadan.

VEYSi SOYKu

5 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir