Krizantem Misali

Mektup..

Bir mektup yazasım var.. Geçtim pencerenin kenarına, bir sefa, bir neşe ki sormayın. Kocaman bir cips altım kendime, bir bardak kola yanına, cips sosu bir de, gel keyfim gel.. Güneş, “Ben batıyorum abla, bir isteğin var mı?” diye sordu. “Selametle bat” dedim. “Bana karışma, bak ben keyfe sarmışım, var git işine sen.” “Emrin olur “ dedi, saygıyla çekildi huzurumdan. Bir zamanlar uyandığım sabahları hatırladım, ne güzeldi.. Eski mahalleler daha bir özel sanki hatıralarda.. Balkonda sabah kahvaltı keyfi.. Komşunun kahvaltı saatime laf sokma seansları. “Ne kahvaltısı bu, biz birazdan yatsıyı kılacağız”.. Bense “ ben şimdi sabah neşemi kılıyorum, öğlen kederlerime seni de çağırırım” diyemeden öyle sessiz, ama gülen bir yüzle, “Size de günaydın Emine Teyze”.. eşliğinde br adet kafa sallama


hadisesinde.. Sonra dedem camiden dönerken zile basardı hep:

– Naber sıpa?
– N’olsun dedişko, yeni uyandım kahvaltı yapıyorum.
– Zahmet etmeseydin kızım, birazdan yine yatacaktık..

Dedeme saygı sonsuz, görmüş geçirmiş insan, ne dese al onu ömrüne katık et, o derece yani. Ahh dedem.. Olsaydın da yine gülümseseydik, içimizden o kızgın yüzüne içerlerken.. anılarımız ikiye ayrılıyor şimdilerde; yerli ve yabancı..

Sabah demişken; hiç uyumasam da uyanmak isterim. Çoğu zaman birinin gelip beni uyandırmasını beklerim. Çoğu zaman kimse gelip uyandırmaz. Hem zaten ben öyle desem de, her sabah uyanarak başlamaz…

Neyse, bana şimdi yabancı olan bir yığın anıları da alıp yanıma, güzel bir mektup yazasım var, üşenmeden zarfa bile koyarım.

Mektup dediğin okunmak için olsa da, gönderilecek adresler kayıp hala aklımda..

İnsan bazen kaybeder..

5 Yorum

  • mehlika35

    Üç yanı deniz şehirden
    Gece vaktiydi sürüldüm
    Yarimi bıraktım orda
    Sokağında kaldı gönlüm
    Çocukluğum, gençlik çağım
    Her adımda bin kez öldüm…

    Gitmiyor dilimden bu şarkı.. Alıştım desem de, yalan! Alışamadım hala.. Gidişine.. Gidişime.. Bir sürgüne mahkum gibi, dilim de hep aynı sokağın numarası, dönemeyeceğimi bile bile.. Ahh çocukluğum.. Serseri köşe başı sohbetlerine özlemim.. İlk aşk acım.. Dinmeyen yürek sızım..
    Yüreğini bırakıp gidişin benden eski, söyle, alıştın mı yabancı yüzlere.. Diniyor mu yürek acısı, tanımadığın duraklarda inince.. Hayat hala nasıl bu kadar umursamaz, zaman koşaradım nasıl da geçiyor..
    Özledim.. Çocukluğumu.. Üzerinde 315 yazan duvarın üstünü.. Yürek dayanmaz gözyaşları döktüğüm o sokağı.. Kirli ve temiz her yüzü.. Seni.. En çok seni..

  • Hüzünbaz

    Unutulmuyor dostum, çekip gitmek kadar kolay olmuyor herşey.. İlk gençlik yıllarımı özlüyorum, o acıdan sereserpe kıvrandığım zamanları, o sokağı, gülümsemeyi, bazen gülümseyememeyi, gideni, dönmeyeni belki de..

    Çabuk mu büyüdük dersin?
    Büyüdük ki farkında olmadan geçip giden Ağustos’lar, cumartesiler ve zamanlı zamansız tüm tarihler yakmıyor eskisi kadar.. Bak nasıl eskiyor her şey, nasıl da eskiyor.. Kocaman bir kız olmanın ağırlığını taşıyamıyorum ben, sanki hala elimde kitaplarla o kapıdan çıkacakları anı bekliyorum sabırlı sabırsız..

    Olsun, yaşıyoruz hala.. Yaşamak nefes alıp vermekse ne ala..

  • hazal

    mükemmel.bu güzel yazıyı bulduğumda yazarınıda merak edip arayıp işte sizi buldum.okuduğum ve nadir beğendiğim mükemmel bir yazıydı.tebrikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir