Krizantem Misali

bırak yoluma gideyim

Gölgem olmaktan vazgeç..
Bırak beni kendime ve heyecanlarıma..
Bırak beni yoluma gideyim bildiğimce..
Hayata alışığım,yabancısı değilim yokluklarım..

Devrile devrile yaşarım, düşünce dizlerim kanar ama yine kalkarım..
Çünkü alışkanlıklarım var benim, çalan telefonlarım, ertelenen sorumluluklarım, kaçtığım insanlarım ve zorunluluklarım var.. Üstelik sine’me yazılmayan sevdalarım var daha kapımda, inadına umutlanmadığım..

Yüreğinde ne işi var hala benim ayak izlerimin?  Basıp geçtim sadece mola bile vermedim, bir sigara içimi.. İçinde adımın geçmediği cümleleri de sevmiyorsun biliyorum, tüm yolların bana çıkıyor ama bağdat değilimki ben.. İnsan elindeki oku oyuncak sanıyor önce, kızın güzelliği okun tehlikesini unutturuyor.. ama ben onu hiç gizlemedim, kalbinden vurulacağını bile bile geldin! Off.. Benim değilsin ama bana rağmen hala benimlesin, ne kadar cesaretlisin..

Kötüyüm işte, karanlığım, çirkinim.. Bırak yoluma gideyim..

Yalnızlar senfonisi benim ömrümce kaleme aldığım.. Acı acı, mikrafonsuz bağırabildiğim, ya da iki kadeh rakıdan sonra mutlu olduğum şey.. Acılara dayanıklığımı sına işte herkes gibi, bırak ve git.. Düşe kalka yürüyorum işte, çukur çukur olmuş bir kalple.. Ruhumdaki dikiş izleri fire verse de, açlığa susamışlığa dönse de artık, ben başı dimdik sürünenlerdenim bil.. Bendim yanlış olan biliyorum, ama hatalarımdan dönecek cesaretim, kendimden vazgeçecek yüreğim yok benim.. Yak artık gemilerini, acı çığlıklarını duyacak olsanda öldür içindeki iyi şeyleri.. Bunları okusan kızarsın biliyorum.. Ama sen hep doğruyu söylememi isterdin, çünkü sen doğruydun, hep doğruydun.. Bende doğruyum ama sana değil, senin duruluğun benim bulanıklığıma uygun değil.. Şimdi neresinden yakalayıp devam edeyimki bir yerlerde unuttuğum yazık hayatıma..

Sana yaklaşan her erkek mutsuz oluyor sonunda demiştin bir gün.. Erkekleri sakız gibi çiğniyorsun, şekerleri bitincede tükürüyorsun demiştin.. Doğru muydu gerçekten, ordan bakınca gözüken bunlar mıydı sadece, hala düşünürüm usumun en uslu yerlerinde..

Neden yazıyorumki bütün bunları, bu uzun ve fazlasıyla özel itiraflarımın anlamı ne, nereye varmak istiyorum? Anlatırken konudan konuya atlıyorum, kaybolduğum izlenimi veriyorum ve bu bir izlenim değil, gerçekten kayıbım aslında.. Sanki birisi beni arkamdan nehirin birine itmiş, hemen suyun dibine inmektense yüzmeyi tercih eder gibiyim.. Akıntının beni nereye götüreceğini merak ediyorum belkide.. Yüzmekten çok çırpınıyorum gibi ve güvensiz ve hantal hareketlerle kendimi sadece suyun üstünde tutmayı başarabiliyorum.. Bir isyan belkide bu, belki bir intikam sahibine ulaşmayan.. Kimbilir belki bi inkardır sakladıklarımı.. Sindiremediklerimden bir kaçış..

Şimdi mi?

Şimdi aramızdan geçen rüzgarı görmezden gelendeyim bir süredir.. En yaşanacak zamanda saatlerin boşa akmasındayım.. Kader ha bire üzerime oynarken, bol bol sigara içmekte, bişeylere öfkelenmekte, içinden çıkamamakta, susmaktayım… Ertelediğim şeyleri düşünüp kendime bir sürü küfürler yağdırmaktayım…

Oysa bak; dışarda güneş var.. Sana uzanan temiz eller var.. Oysa sokaklar aydınlık.. Bırak.. Unut.. Git..

Son bir gül bıraksada hayat mantığa, devam etmelidir bir kaktüs uğruna, insan olmaya, savaşmaya.. desemde;

Bir sevgi bin yürekten daha muhaf oluyorsa hayatta,
o yüreğin vedası ,ölüme gelen mor karanfilden daha acıklıdır bil..


7 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.