Sizden Gelenler

Git(tin!)

Sanki tüm gizemini yüzüme çarpıyor hayat, demek gidiyorsun kaldığın yerden, içimden ne kadarda uzak adını söylediğin şehir… Demek gidiyorsun, bir iki bavula sığdırıp bir başka coğrafyaya taşıyorsun kendini.Uzak iklimlerin güneşine ve rüzgârlarına, farklı asfaltlara ve enteresan müziklerin acayip güzelliklerine, tarzları başka bulutların altına ve ay dedenin hiç görmediğin başka yüzüne bakmaya mı gidiyorsun?Haydi git ! Ağır, ağır bir sevinç mi gözlerine dolan, yoksa birde ağlayacak mısın? Kendini taşımanın ağırlığı yanında… Demek gidiyorsun, bu gidişin nereye kadar süreceğini yalnız başına bilerek ve son sözünü fazla görmeden bana, üzgünüm diyerek ve yeri geldiği için yalan söyleyerek gidiyorsun… Haydi, git!Ardında sadece mazindeki bir anı olarak tutup, efkârından geberince, kafanda çakan hatıralara sebep olarak anlat beni, ay dedenin o başka, o yalan, o sahtekâr yüzüne. Altına taşındığın bulutların ağırlığı omuzlarına çökünce, haksızlığın mühür olur diline ve bu kez çözsen de dilinin mührünü etrafındaki herkesten farklı konuşuyor olacaksın, haydi git… Tüm çiçeklerin her yerde aynı kokmadığını göreceksin, alışamadığın yemekler olacak haydi git… 

Demek gidiyorsun haydi, git!Bilinmezliğin cazibesi; adı mecburiyet ,adı; kader, adı ;nasip, bilinmezliğin cazibesi seni kendine çekiyor ufak ufak ,demek sen her şeyden daha fazla ufalıp, bir veda anına sığdırıp kendini gidiyorsun, haydi git!!! İstanbul adlı bu şehir ne kadar acı barındırır ve akşamdan, geceye, geceden, gündüze atlamadan hiçbir vaktini bu şehir nasıl yaşatır beni? Utanmaz bir tekrar başlar bana sormadan,beni umursamadan, karakterleri belirsiz ve kimliğini yitirmiş nice dostlarım olur ben anlayamadan!Bir sebep yeter son nefesime, uzak iklimlerde seni sevmek nasılda dolaşıverir hayatımda bir rüzgâr hızıyla, kendimi bırakıp tüm zamanların kıyısında öylesine kalırım, belki bir otel odasında ya da bir kaldırımın ölüme kucak açan yamacında kalıveririmde bekleyemem, olur olmaz bir anı veya ne bileyim işte, birazda sen anla… Haydi, git, umursamaz saatler benim üstüme üstüme gele dursun, sen durma, git! Aldırış etmeden ve hep yalan bir umuttan bahsederek kendi kendine, zaten olmayacak olanın yalan tesellisine baka baka ,elinde bavulun, elinde yokluğuna kesilmiş biletin ,yürü öyle yalandan yere, git! Gizli bir şey bırakmadan orta yerde, odamıza dolacak boşluğa yer açarak git! Kalmasın bir anlamı ne sevginin ne inancın ne şefkatin ne de dirençli bir damla gözyaşının, haydi git! Haydi, git, ölümlü uykularla koyun koyuna ben yatarım ve anlaşılmaz rüyalarımı bu kez hiç kimseye anlatmam susarım, şaşkın çocuk edasıyla susarım, dinlemem kendimi ve bol bol uykuma yatarım, yanımda uyuyana doyamama mutluluğundan çok başka duygular beslerim içimde, bu çılgın bu çıldırtan bekleyiş bitsin git… Haydi git! Bu satırlar ardına sığına bileceğin bir bahane olsun sana, ‘korkak değilim sen öyle istedin’ de, haydi git! Bir tek sefer de beni dinlemiş olursun bu kez, haydi git! Gitme demiştim…

3 Yorum

  • ceren

    Bütün gidenlere ve bir daha asla geri dönmeyeceklere. Ve son kez seni seviyorum diyenlere…… Çığlık Tutkuyu hep sevecek….. BU DÜŞ BENİM DÜŞÜM…….. NERDESİN? NE YAPIYORSUN ? yakınlaşabildiğim tüm uzaklıklara sesleniyorum…. SENİ SEVİYORUMMMMMMMMMMMMMM

  • flütöz

    git artık ,sen düşünme ardında bıraktıklarını senin için bi hiç zaten umurunda mı sanki git bir daha geri dönme rüzgar olup git
    ama ben seni nasıl unutucam bunu hiç düşün düm mü yok neyse :'( :'( git artık git

  • Mansur Başusta

    Sonra bir eski zaman ve hatırası tutsak resim çerçevesi kırılır,uzar yalnızlığım şehrinin gecesine dayanır.Sahipsiz bir iz düşümü yaslanır hüznümü taşıyan,şehirler arası otobüsün camına…Ben gelemem ! (Hislerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim arkadaşlar)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir