Takvimli Kanamalarım..

O sabah benim değildin, o sabah sen kimdin? Bak yıllar geçmiş santim santim, yüreğini ötekine böldüğün günün ardından.. O’nun gölgesinde ışıksız kaldı bu sevda.. Bu gecikmişliğin bedelini sevmiyorum, yüreğinde bir mezar yap ölmeye geldim, inadına.. Yokluk ki insanın içine işleyen bişeydir, göz göre göre.. Saklanayım…

Uğurlar Olsun..

Etten bir duvar sanki ciğerlerim, seni gizlemek için.. Bastırılmış kaç tane söz varsa, usumun en uslu yerlerinde, direnişte.. Suçlu aramıyorum bu kısır döngüde.. Yıldız kayıyor sadece ona irkiliyorum, bak bir dilek bile tutamıyorum adına, vaadedeceğim yarınlarım yok sanki.. Kaybolmuş bir anahtar ne kadar aitsizse öyleyim…

Yine!

Yine aynı vakitte geldin, seni aramışken,bulamamışken, ve artık bezmişken geldin.. Yetişmek zorunda olduğun yerlerden sonra, bana da geç kalmamıştın.. Öylesine uğramaların koyuyor en çok bana, ayaküstü lokantalar gibiyim.. Ya ihtiyacın olduğu için burdayım, ya da ayak alışkanlığı olmuş senin için benim duygularım.. Ben hapishanede ziyaretçi…

Sitemsiz Sanma..

Şiir diyorsun ya hani, içimdeki mısralar senden sorulurken, dahası ne? Sen de cevapsız kalırken hayaller, aradığım kişiye hala ulaşılamıyor ne güzel.. Bu bir başlangıç ama neden? Seviyorum diyorsun, çok iyi taklit ediyorsun.. Bir avuç gözyaşı şiire sitem katıyor, bana ait bana yabancı bir tutam bulut…

Taşlama..

Sana yazacaklarım sil sil bitmezken, vazgeçilen sevdaya şiir gerek.. Bana sen gerek diye çıkılan yollar kapansın artık. İçimin ufku mu kapalı, sen misin iz bırakmadan giden? Neyleyim durmuşsa saatler.. Santim santim azalır mı insan? Yokluğa boyun eğmek nafile.. Satır aralarında altı kırmızıyla çizilen yığınlarca isyanın…

Zaman Yaralısı..

Zamana bırakmak öylemi.. Kağıt kalem de bir yere kadar, yazmanın içi dışı komple sessizlik telaşı.. Sakladığım ne çok şeyim var ama hepsini anlatıyor gibiyim ordan bakınca.. Yazdım, sildim, üzerini çizdim.. Ne gerek varsa giderken bile sevdim ben seni, yemek yerken bile, bakkaldan sigara alırken de…

Eksik Anlatım..

Çekilmeye yüz tutmuş buram buram sevda, aklının iplerini salmışlığına vakitleri zamansız.. Nerde kaldı çocukluk, nerde kaldı umut.. Adresi şaşmış bir nisan yağmuru, pusulası ayarsız keder misali.. Burda kalmalı uzun yokuşlar diyorum, kendimin farkına varmadan, kendinin dizlerine çökmek istiyorum, sensizliğin gökkuşağı siyah bil..

Düş(tün)..

Yarım ve eksik bitişlerim bende, yersiz ızdıraplara gebeyim.. Ağır basan hayat değildi, bir kördüğüm değildi, anlatması mümkün değildi.. Kaldı mı bir dolu sebep, caydı mı, geçti mi yoksa? Susuz rakılara muhtaç, el değmemiş kederler.. Dibine de vursan manasız.. Nedenini sormadığım keşkeler belkilere dargın mı? Eğerlere…

Teselli..

Kabullenmelerin telaşındayım şimdi, Bildiğim vazgeçişleri.. Aşkın umudu dedikleri Yatağında ölü bulundu, Tek şahit çıplaktı üstelik.. Ve sen sınamak ister gibiydin acılara bağışıklığımı.. Şarkılar öldü mutlu musun? Anladım ki sevdanın zamanı kedere ayarlıymış, Ve bi hayli yüksekmiş keşkelerin duvarları.. Ya boynundaki ihanet madalyası ? Uzaktan geçen…

Oyy Kara Yazılarım

Korkular kuşandım sancılı gecelerde, kefenler biçtim kendime, yüzüm gözüm kan içinde, delirdim sana umarsız, oyy kara yazılarım.. Aklımdaki çekmeceler taşmak üzereyken, gece dedikleri ne kadar misafir pervermiş meğer gizlere.. Sinsice içine saklandım bilerek.. Elimdeki şarabı vişne suyu sansın komşular diye.. Öylesine topladığım dağınık saçlarım, özenli…