11 Yorum

  • özlem

    >:(Ercan Saatçi mi; beni sesiyle, fiziğiyle, düşünceleriyle divaneye çevirmiş bir imkansız aşk tır. Başka ne söylenir?

  • özlem

    8)lütfen eskisi gibi hep gül!
    😛 Kimse üzemesin seni. ;
    😉 Senin dudakların bir pembe gül!
    >:( Hiç öpemedim o pembeyi.
    >:( Toplayamadım o gülleri.

  • özlem

    :'(Bu adam, kesinlikle her zaman ekran karşısında olmalı. Konuşmalı, şarkı söylemeli, yorum yapmalı, hatta konuşmak canı istemiyorsa olsun, öylece bakmalı…bakmalı.Duruşu yeter. Birşey var onda insanın iliklerine işleyen, uykularını bölen, düşündüren, gülümseten, (al beni) dedirten.Görüntüsünü de, sesini de an be an özlediğim o (şeker yumağını) yeni girişimlerle, bir sebeple, sevgi çiçekleri ellerimde ekran başında bekliyorum.Lütfen!Gelir misin?

  • özlem

    Hayatım boyunca duygularımı da, mantığımı da her zaman doğru yerde ve zamanda kullanmayı başardım. Bana zarar veren şeylerden kaçabildim yararlı olanları seçip kullanabildim. İşimi, yolumu, değerimi bilip
    herkesi değerinde ve hatta daha çoğuyla sevdim. Aklımı daima gönlüme sevk ettim, gönlümü aklımla zenginleştirdim ama;
    Sadece Ercan Saatçi’ye olan o arsız duygularımı dizginleyemedim. Onu, yıllardır bitimsiz acı ve duygularla delice sevme hastalığından kendimi kurtaramadım ve de titreyen gönlümün onun mavi gözlerinde yitip giderken çıkardığı imdat seslerini ne gariptir ki, kimseye duyuramadım. Biliyorum bu benim kaderim. Kaderimden vurgunum, bağlıyım ona.Duysa da duymasa da.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir