Krizantem Misali

Zavallı bir gece..

Neden..
Neden hayat..
Uçurumun ucundayım şimdi, aşağısı ölüm, arkama dönüp bakmaya mecalim yok.. Gece umarsız, yoksa sabah mı demeliydim.. Bıraksana yakamı hayat! Eskiden ara sıra da olsa avans verirdin, verince gülümserdim sanırım, gülerken herşey ne güzeldi.. Şimdi ağlıyorum ya, herşey kötü.. Ağlıyorum diye değil, ağlayınca içimden kopuyor diye herşey. Dua et sonunda ölüm var, yoksa ne diye katlanayım tüm bunlara.. Bir hikayem var, anlatınca ve yaşayınca büyüsünü kaybeden, neresinden bakarsan bak artık yolları sadece boşluğa çıkan, yoran, anlamsızlaştıran, ağlatan, ağlayan, kanayan, susan.. "Yarın konuşacak mıyız, söz ver.." Neyi? Bunları mı?

Konuşalım mı sence, var mı kıyıda köşede sahsıma saklanan bir kaç tane daha sırasız, yersiz, acımasız söylenecek cümle? Hah! Bu da soru mu..

Ben sana ne yaptım..

Ben yazmaya başladım mı ortada gerçek acılar var demektir demiş miydim? Evet utanmadan yazıyorum tüm bunları, birazdan yine utanmadan "kaydet" tuşuna basıp ele güne göstereceğim, içimde yer kalmadı affet! Kim pişmanlık duygusunu tatmak ister sence.. Sol kolum uyuşuyor, allahtan diğeri var ama hem sigarayı, hem koca bir bardak birayı, hem klavyeyi taşıyamayacak kadar güçsüz o da. Tıpkı ben.. Tıpkı artık susmayı yeğlemem gibi.. Tıpkı ölmeyi düşlemem gibi.. Gerçekleşmeyen vaadler gibi..

Önüm, arkam, sağım, solum; sobe!

7 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir