“Krizantem Misali” Arşivi

Merak edenler için…

7 Yorum

23 Aralık 2009 Krizantem Misali

Tamam uzak kaldım ve suçluyum kabul ediyorum. Bunun benimle değil, kafayı yiyen bilgisayarımla alakası var. En kısa zamanda sevgili kocamdan bir çare umuyorum. Herkesin derdine derman olan eyy mükemmel kişilik, bana da bir çözüm yolu üretmezsen evdeki tüm bilgisayarlara el koyacağım ve muhtemelen kendiminkini onarmak uğruna hepsini bozacağım (:

Peki ne yapıyorum son zamanlarda?

Uzun süren aylaklık döneminden sonra, sabahları erken uyanmaya alışmaya çalışıyorum, doğama aykırı ama olsun… Tabi erken uyanmak için erken yatmak da lazım, uff ne zor bir iş…

Sigarayı azalttım gibi sanki, ya da kendimi kandırıyorum bilemiyorum.

Devamı…

Bizimkisi bir aşk hikayesi…

6 Yorum

06 Ekim 2009 Krizantem Misali

Geçiyor efendim, zaman olduğu yerde durmuyor. Takvimlere dönüp bakıyorumda; ne çok önemli önemsiz tarih işaretlenmiş yüreğimce. Ne kadar şiir, ne kadar yazı mıhlanmış beynimin olur olmadık yerlerine. Ne çok kedere, ne çok mutluluğa şahit olmuş gözyaşlarım. Ne aşklare, ne başlangıçlara, ne gecelere, ne sevgisizliklere ağıt yakmış şarkılar. Yolculuklar, yolsuz kalışlar, saçmasapan pişmanlıklar, gece gündüz ezberlenen beddular, keşkeler, hayaller, hakkı her daim saklı tutulan sitemler, ve daha niceleri…

Geçiyor efendim, hayat yerinde durmuyor…

Bir bakıyorsun evlenmişsin… Yanında dünyanın en mükememel adamı, sarıp sarmalıyor seni, durmadan yılmadan… Sevgisine sınır koymayan, aşkın ne demek olduğunu bilen, gösteren, yaşatan ve anlayan, gün geçtikçe gözümde büyüyen, büyüleyen… O vakit anlıyorsun; hayatına girip çıkan hadiseler değil; hayatın asıl anlamı, sevdiğin, kendin kadar güvendiğin insanın gözlerinde gizli.. O sana gülümseyerek bakıyorsa, her baktığında dünya yeni renkler buluyorsa içinde, işte tam orda…

Ben bu anlamı bulduğumu söylüyorum ve gani gani sizlere de diliyorum (:

Devamı…

Deli Saçması…

19 Yorum

27 Aralık 2008 Krizantem Misali

Gece sessiz, yürüyorum… Aslında yanaklarıma vuran sadece yağmur değil. Korkuyorum bir yandan, etrafım en az benim kadar ıssız. Belki bu ürperti sırf bu yüzden. Sahi nereye gidiyorum ben… Yağmur dedim ya; öyle sert vuruyorki, herşeyi yüzüme çarpıyor sanki, gözyaşlarımla beraber. Beni esir alan herşeye bir küfür savuruyorum, alabildiğince bağırarak. Sessizliğin içinde kaybolup gidiyor, duymuyor kimse… Beni zaten kimse duymuyor. Bir de buna küfretsem mi diye geçiyor içimden… Susuyorum… Zaten pek konuşmuyorum kendimden başka kimseyle… Adım deliye çıktı bu ara, belki de bu yüzdendi kimbilir… Tedaviyi öneren çok da, derman olayım diyen yok… Ya da sebebini üzerine alınan… Böyle değildim elbette eskiden, böyle parçalamazdım kendimi olur olmadık sebeplerden, hele ki bir aşk yüzünden… Ya büyüyorum, ya da küçülüyorum… Ya kazandıkça kaybediyorum, ya da yükseldikçe alçalıyorum…

Devamı…

Aşikar bir hesap…

7 Yorum

13 Aralık 2008 Krizantem Misali

Bu hikaye geceye gelsin, yalnızız çünkü…
Tühh! Bu pakette mi bitti, hay Allah.. Çakmağım da kayıp zaten, kimliğimde.. Sahi, kimim ben?

Sen benim en güzel yanımsın.. Çocukken, henüz büyümeye özenirken yani, hani hiç kırılmadığım, hiç kimseyi henüz terketmediğim zamanlarda, mis gibi hayaller kurardım. Mis diyorum, çünkü hepsi umut kokardı, güzeldi hepsi.. İçim kadar temizdi o zamanlar, hangi ara kirlendiler unuttum şimdi.. İçim gibi.. İçip bitirdiklerim, içimi bitirenler gibi.. Sen de, o günlerdeki düşlerim gibisin işte… Yaşamak yıllarca sırtında koca bir yük olsa da, kalbin tekleyip bunu sana inatla hatırlatsa da, geceleri üzerini örten sadece annen olsa da, çok güzel kokuyorsun hala.. Hala güven veriyorsun, tertemizsin.. Bense, hayata ağır geliyorum sanki, sanki birgün birdenbire ayaklarıma dolanan çamurlara gömülüp kalacakmışım gibi.. Sen doğrusun hep, ben değil.. Senin duruluğun benim bulanıklığıma uygun değil.. Herkes hata yapar elbet, herkes pişman olur ama ahmaklık başka birşey.. Çelişkilerim bile cüretkar değil şimdilerde. Öyle kendi başıma, öyle ellerim başımda, düşünüp düşlerinden ayrı kalan bir muammayım..

Devamı…

Saklımda…

Sorgusuz,
kelimesiz,
sebepsiz,
bir de sensiz bu hal..
Üşüdüğüm gecelere seni sormam yasak,
gururum yenik ve adaletsiz üstelik..
Ben bunları haketmedim.

Anlatmaya kalksam, herkesin meraklı bakışlarına esir, bazen alay edercesine güldüğü, bazen şaşırdığı, yığınlarca öyküyle dolu kısacık hayatımda, artık yerine konamayacak ne çok şey var.. Kaderin hayal gücünün, bizimkinden çok daha renkli olduğu aşikar ve ne kadar ağlarsan ağla tükenmiyor körolasıca.. Kendimi aynada gördüm, – gördüğüm kendim miydi emin değilim ama – ben eskiden böyle değildim.. Hoş, eskiden ben nasıl biriydim hatırlamıyorum bile. Dargınım ben, sayamadığım bir çok şeye.. Yüzümdeki her çizginin nedeni bunlarda gizli. Boşver diyorum çoğu zaman, boşvermek aykırıyken benim tabiatıma üstelik… Çok mu sevdin, boşver.. Ömründen ömür mü çalındı, boşver.. İyi ve güzel olan herşeye inancını mı yitirdin, boşver.. Yalnızlığınla yalnız mısın hala, boşver.. Ne, gün olur devran döner dediğim tüm hayal kırıklıklarımı, ne düşüp düşüp kalkamayışlarımı, ne yaralarımı berelerimi, ne seni, onu, ne de öteki kadını, hiç mi hiç unutmadım ben.. Yalanım yok ve üstelik korkum da yok, hala beddua ediyorum.. Hala sorulmadık hesapları taşıyorum ceplerimde..

Devamı…

Elimde Değil..

22 Yorum

30 Haziran 2008 Krizantem Misali

Yaşadığım kentten uzak, küçük bir sahil kasabasında, balkonda sabah kahvemi içerken, bir şeyler eski günleri hatırlatıyor..Her yerde bir şeyler eski günleri hatırlatıyor zaten.. Aslında bambaşka şeyler düşünüyorum ama sana yazıyorum ne tuhaf.. İnsan bazen olmadık zamanlarda, olmadık hayallerin peşine takılırken, "bu yanlışı daha önce de yapmıştım" cümlesine fazlasıyla aşina bir halde kendi için doğru olanı seçerse, bir başkasının hayatını alt üst edebileceğini hesaba katamıyor. Bu cümle sana tanıdık geldi mi? Yıllar önce, yine bu sahil kasabasında, sabaha karşı elimi tutarken, o yıldızlar oradaydı, hayallerimizde.. Yıllar sonra, "kendi" hayallerin sana mutluluk getirdi mi bilmiyorum ama ben o zamanın umutlarıyla yaşlanıp duruyorum hala.. Ne değişti, neden değişti bilmiyorum hala.. "Yoldan geçenler varda, her akşam gelenler nerde" diye soramıyorum hala..

Belli belirsiz bir ses geliyor kulaklarıma, sancı gibi, tavan arasına atılan anılarımız gibi, gidişim gibi, gitme diyemeyişin gibi.. Mevsimsiz yağmurlarla, nerden geldiği bilinmez bir rüzgarlarla ve zamansız dokunuşlarla sızlayan bir yarasın işte alt tarafı.. Alt tarafı ömrümden ömür çalmışsın, alt tarafı kalbim durmuş işte..

Devamı…

Gülüşümü Bıraktım..

13 Yorum

11 Mayıs 2008 Krizantem Misali

"Soğuk bir Ekim gecesinde,
bir yürek üşüdü..
Kapattı kapılarını..
Artık açması da zor,
tedavisi de zor.."

Ben sana en güzel gülüşümü bıraktım, ıssız, kelimesiz.. Çocuktuk belki, belki yeşermemişti aklım.. Eskitilmemiş bir hikaye bu, benim hafızamda ve hala.. Birbirimize aslı astarı olan sözler veremedik belki, astarı yüzünden pahalıydı belki, kimbilir.. Şimdi buradayım, başım ellerimin arasında yine, çarpıp parçalayacak duvar bulamamışken hala, “şimdi şu kapıdan girse..” diye sayıkladığım geceleri düşünüyorum.. Ne çok bekledim seni ve sen ne çok gelmedin.. Uzun yürüyüşler yapıyordum o zamanlar.. Sen kimbilir nerelerdeyken, karşıma çıkan her insana, “onu gördünüz mü?” diye soramıyordum bile.. Yaslandığım duraklara yazarken adını, her hecesinde düşüşlerim, yine de her hecesine yeniden sevdalanmalarım.. Yaşamadan bitmiyor  körolasıca..

Her bahar ısrarla pişman oluşum bu yüzden, bu yüzden eski gülüşlerimi bulamayışım, bu yüzden bu yaralar bereler.. Güvensizliğim, sebepsizliğim, sevemeyişim bu yüzden..

Devamı…

Kendi kendime . . .

0 Yorum

03 Mayıs 2008 Krizantem Misali

Bazen biliyorum, hayat çok zor..
Zamanı gelmiş dediler.. Nedenleri topladığım, ne yapsam başa çıkamadığım zamanların sonu.. Ben koynumda sabırları suladım, kelimeleri kustum, sustum bazen.. Olmadı, yapamadım.. Bu oyunun sonu yalnızlık.. Kaderim misin, kadersizliğime sebep misin, kimsin! Dağıttım tereddütleri, yığılmış pişmanlıkların ardında, gizlenmesi mümkün olmayan, boşvermişliğimle kimsesizim. Dibe vursada aşk, kaldıran yok.. Sana göre haber değeri taşımıyor sitemlerim, bana göre ise yüzkarası çaresizliklerim.. Hepsi burda, hepsi ortada.. Keyfine diyecek lafım yok, bal şeker olsun, afiyet olsun, hatta üstü kalsın.. Sana bağırırken, sözlerim sert bir kayaya çarpıp, iki misli ağırlıkla bana geri dönüyor, bu daha da ağır oluyor biliyor musun, o yüzden susuyorum.. Gerçi bunun da bir faydasını görmüyorum, yuvarlananıp yaşıyorum kendi kendime işte.. Bu “kendi kendime” ile insan kendisini nasıl hisseder biliyor musun? Kendimi nasıl hissettiğimi biliyor musun, nasıl kötü hissettiğimi.. Bir adet “neyin var” sorusundan daha yaratıcı olamamanın, anlamamanın, anlamaya bile vakit bulamamanın, geçmişin, geleceğin, herşeyin canı cehenneme..

Devamı…

Ya Sonra?

11 Yorum

17 Nisan 2008 Krizantem Misali

“Biliyorum artık çok zor, kuracak yeni bir hikayem yok..” diyor bir şarkı, sessiz sessiz.. İçine düşüyorum, çırpınıyorum, çıkamıyorum.. Heyhat! Bu kadar mı kaybetmişim nefes almaya çalışırken.. Körelen hayalleri, artık ne yaparsam yapayım başa çıkamadığım şarkıları, gerçekleri, gerçek sandıklarımı, geçmişi, gelemeyeni, hepsini bir çırpıda ateşe vermeme ne kaldı ki.. İşte en çok korktuğum soru cümlesi, YA SONRA? Sonralarıma kısılı, ayak seslerinden, sessizlikten belkide tereddüt vakitlerim.. “Zaman herşeyin ilacı” dediğim dünyaya küsüşlerimde, payıma düşen, düşlerle gerçek arasında bırakıldığım oyalanan umutlarda, anlıyor insan; aslında ne yaparsan yap, “sağım yalan, solum yalan, giden yalan, dönen yalan..” dır, söylediğin her şarkının nakaratı.. O zaman da “sonran” umrunda değildir, “öncelerin” ise canı cehennemedir her daim..Başkalarından çok kendimi düşünmeyi beceremedim. Biraz hayale dalayım dedim, izin vermediler..
Artık yakalayıp, kendime çevirebileceğim, bir noktası kalmadı hayatın.. En çok sevdiğim sigara bile, öksürük yapıyor şimdilerde.. Neye elimi atsam, koskoca bir bahtsızlık avuçlarımda, taşıyamadığım.. Kimin kanunu ki bunlar, kim yazmış, kime sormuş diyorum bazen..

Kendi hayatımda, figüran rolünü üzerime aldıracak bir lüksü bahşetmezken kimseye, bu filmi daha önce görmüştüm aslında, çok kere..

Devamı…

Doğum Günümde..

7 Yorum

30 Mart 2008 Krizantem Misali

Bahar vakti doğmak güzeldir.. Bir Mart ayının sondan birinci günü, Nisan yağmurlarına hazır, bir telaş, bir heyecan ki sormayın.. Bu günlerde bir sonbahar çocuğu kıvamında hüzünleri üzerime üzerime çekmek nerden gelir aklıma bilmem. Bahar bahar hüzünlenmek bir bana yazılmış sanırım. Belkide bir yaş daha yaşlanmamın yasını tutuyorumdur kimbilir.. Evet yaşlanıyorum, artık 27 yaşındayım ben. Eskiden 27 bana çok büyük bir yaşmış gibi gelirdi, şimdi yaşayınca anlıyorum, oysa daha yolun yarısında bile değilim. Hayatımı bile doğrudüzgün oturtamamışken, daha yapmadığım, yapmaktan kaçtığım, ve de yapamadığım ne çok şeyim var.. Aslında normal bir kız çocuğu bu yaşlara geldiğinde elinde avucunca birkaç şey olur, olmalı yahut.. Ama yok.. Napalım.. Olsun ister miydim, emin değilim hala.. Ben galiba böyle iyiyim.. Standartlar ölçüsünde, herkesin yaşadığı ya da yaşamak zorunda olduğu bir hayat sürmek istemiyorum ben. Annemi düşünüyorum, annem benim yaşımdayken ben 7 yaşındaymışım, kardeşim 2.. Yuh diyorum kendime ama yine de bildiğimden şaşmıyorum.. Sabit fikirliyim sanırım, ya da kendim için neyin doğru olduğunu çözebilmiş değilim. Tamam kabul ediyorum dengesizim..

Devamı…